Takip Edin

OSGB Haberleri

Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ve Fuarı

Yayınlanma tarihi

-

ululararası iş sağlığı ve güvenliği kongresi ve fuarı

Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ve Fuarı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenecek olan IOHS Expo Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ve Fuarı ülkemizde ve diğer ülkelerde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı ve standartları, özel sektörde, kamuda ve yerel yönetimlerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları, karşılaşılan zorluklar, tamamlanması gereken eksiklikler, çözüm önerileri, iyi uygulama örnekleri, yapılan bilimsel araştırmalar, gelişmeler ve teknolojik ilerlemeler sunularak bilgi paylaşımını amaçlamaktadır.

İnsanın varoluşundan bugüne, hayatın her alanında olumlu yönde bir değişim isteği süregelmiştir. Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan, IOHS Expo Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ve Fuarı “Değişim Artı” teması ile sunulabilecek ve önerilebilecek fikirlerin, sektöre birçok artı değer katması ve sürekliliği istenmektedir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Bilimi özelde tüm çalışanların iş sağlığı ve güvenliğinin temini, genelde ise tüm toplumda iş sağlığı ve güvenliği kültürünün geliştirilmesi için çalışmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenecek bu kongrede ulusal ve uluslararası ölçekte iş sağlığı ve güvenliğinin genel konularının ayrıntılarıyla ele alınma imkanı sağlanacaktır. İş sağlığı ve güvenliğinde hukuk, eğitim, kültür, dijital dönüşüm, meslek hastalıkları ve yerel yönetimler özel olarak ele alınacaktır. Tüm konular iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, akademisyenler, kamu ve özel sektör temsilcileri ve alanında uzman kişiler tarafından tartışılacaktır.

Detaylı Bilgi İçin : http://iohscexpo.org/

 

İlginizi Çekebilir:  2018 İş Kazası İstatistikleri
Devamını oku

OSGB Haberleri

İSG Biyolojik Risk Etmenleri

Yayınlanma tarihi

-

Biyolojik Risk Etmenleri

İSG Biyolojik Risk Etmenleri

İş Sağlığı ve Güvenliği açısından, özellikle sağlık, tarım ve hayvancılık sektörleri biyolojik risk etmenlerinin çok fazla görülebildiği ortamlardır. Bu çalışmada biyolojik risk etmenlerinin içeriğinden, mevzuatta geçen gruplandırılmasından ve maruz kalındığında sebebiyet vereceği bazı hastalıklardan bahsedilmiştir. Biyolojik risk etmenlerinin maruziyetinden sonra meydana gelebilecek hastalıklara karşı önceden alınacak tedbirlerin önemi vurgulanmıştır.

Çalışma yaşamında biyolojik risk etkenleri denildiğinde akla, herhangi bir enfeksiyona, alerjiye veya zehirlenmeye neden olabilen,  mikroorganizmalar, hücre kültürleri ve insan parazitleri gelir.

Mikroorganizma, Mikroskobik (çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olup ancak mikroskop ile görülebilen) organizmaların genel adıdır. Hücre kültürü, hücrelerin kontrollü şartlar altında yetiştirilmesi sürecidir. Pratikte hücre kültürü terimi, çok hücreli ökaryotlardan özellikle hayvan hücrelerinden kaynaklanan hücrelerin kültürlenmesi için kullanılmaktadır. Antropod ise; dış iskelete parçalı bir gövdeye eşleştirilmiş eklemli uzantılara sahip omurgasız bir hayvandır. Günlük hayatta, insan parazitleri olarak da adlandırılmaktadır.

Bu canlıların kendileri oldukça küçük, etkileri ise aksine oldukça büyük olabilir. Sınıflandırmaları enfeksiyon risk düzeyine göre
dörde ayrılır:
Grup 1 biyolojik etkenler: İnsanda hastalığa yol açma ihtimali bulunmayan biyolojik etkenler.
Grup 2 biyolojik etkenler: İnsanda hastalığa neden olabilen, çalışanlara zarar verebilecek, ancak topluma yayılma olasılığı olmayan, genellikle etkili korunma veya tedavi imkânı bulunan biyolojik etkenler.
Grup 3 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma riski bulunabilen ancak genellikle etkili korunma veya tedavi imkânı olan biyolojik etkenler.

Grup 4 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma riski yüksek olan ancak etkili korunma ve tedavi yöntemi bulunmayan biyolojik etkenler.

Mevzuat

Bazı sektörlerde üretim süreçlerinde biyolojik etkenler kullanılmaktadır. Bazı sektörlerde ise yapılan işin doğası gereği biyolojik etkenler ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 78’inci maddesine dayanılarak, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına giren iş yerlerinde, çalışanların yaptıkları işlerden dolayı biyolojik etkenlere maruz kaldıkları veya maruz kalabilecekleri işlerde uygulanması amacıyla 10.06.2004/ 25488 tarih ve sayıyla Resmî Gazete’de “Biyolojik Etkenlere Maruziyet Riskle-rinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik” yayınlanmıştır. Söz konusu etkenler insana/çevreye topluma az veya çok zarar verebilir. Bu bakımdan, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alındığı tüm şirketlerde ve alanlarda biyolojik risk etmenleri, yetkili uzmanlar veya işyeri yetkilileri tarafından tanımlanabilmelidir.

İlginizi Çekebilir:  2018 İş Kazası İstatistikleri

Biyolojik Risk Etmenlerine Maruz Kalınan Sektörler

Biyolojik Risk etmenleri vücuda solunum yolu, sindirim veya deriden absorpsiyonla, gözlerden, mukoz membran ya da yaralardan (hayvan ısırıkları, iğne batması vb.) girebilir ve insan  sağlığını farklı yollardan, hafif veya ölüme kadar gidebilen alerjik reaksiyonlara ve hastalıklara neden olarak olumsuz yönde etkileyebilirler.

Biyolojik risk etkemlerine maruz kalınabilen sektörler şu şekildedir: Gıda üretim ve işleme. Tarımsal ürün yetiştirme, üretme, paketleme ve depolama. Hayvan bakımı ve sağlığı. Hayvansal ürünleri işleme. Laboratuvar hayvanlarının yetiştirilmesi ve bakımı. Klinik ve veteriner sağlık hizmetleri. Klinik ve araştırma laboratuvarları. Günlük ve kişisel bakım merkezleri Atıkların işlenmesi, toplanması ve yok edilmesi.

Biyolojik risk etmenlerine maruziyet sonucu, maruz kalınan risk etmeni enfeksiyon risk grubuna ve maruziyet süresine de bağlı olarak çalışanlarda ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Bu iş kollarında çalışanlar ve biyolojik risk etmenlerine maruz kalanlarda oluşabilecek hastalıklara örnek verecek olursak:

Hastane çalışanları: HIV, HepatitB, Herpesvirüs, Rubellave Tbc. Tarım sektöründe çalışanlar: Kronik Bronşit, astım, hipersensitif pnömoni, organik toz sendromu, KO-AH, konjunktivit, rinit, alerjik dermatit. Atık işlenmesi, toplanmasında görev alanlar: Hepatit B, alerjik dermatit vb.

İş sağlığı ve güvenliği kültürünün uygulandığı sektörlerde; biyolojik risk etmenlerinin bulunduğu ve/veya oluşması muhtemel olduğu durumlarda öncelikle genel önlemlerin alınması gereklidir. Periyodik taramalarla duyarlı kişilerin saptanması, çalışırken uyulacak kuralların belirlenmesi, personel eğitimi, laboratuvar mimari yapılarının işlevlerine uygunluğunun sağlanması, uygun dezenfeksiyon önlemleri ve aşılanma uygulanabilecek genel önlemlere örnektir.

Genel önlemler alındıktan sonra sektör konusuna ve yapılan iş/üretilen ürüne uygun spesifik uygulamaların gerçekleştirilmesi gereklidir. Bunun dışında, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından biyolojik riskler ve korunma yöntemleri ile ilgili örnek dokümanlar hazırlanması, sektör çalışanlarına ve yetkililerine faydalı bir rehber olabilir ve çalışanların farkındalığı arttırılabilir. Ayrıca, Türkiye’de meslek hastalıkları vakalarının tümü kayıtlara geçirilmemektedir. Oysa meslek hastalıkları konusundaki doğru verilerin tespit edilmesi, çalışanların hastalıklara yakalanmasını önleyecek ve hayatlarının kurtarılmasını sağlayacaktır. Bu sebeple Türkiye’de iş sağlığı ve iş güvenliği verilerinin toplanması ve kullanılmasının iyileştirilmesi için farklı yöntemler geliştirilmedir.

İlginizi Çekebilir:  İSG KATİP NEDİR ?

 

Devamını oku

OSGB Haberleri

2019 İş Kazası İstatistikleri

Yayınlanma tarihi

-

2019 İş Kazası İstatistikleri

İSİG meclisi tarafından hazırlanan 2019 iş kazası istatistikleri çarpıcı sonuçları göz önüne seriyor. İSİG meclisinin yayınladığı rapora göre Nisan ayında 145 iş kazası gerçekleşmiştir.

2019 yılının Nisan ayında gerçekleşen iş kazalarından  2’si çocuk, 7’si kadın ve 10’u göçmen

İSİG Meclisi araştırmaların yüzde 76’sını yerel ve ulusal basın kaynaklarından, %24’ünü ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş sağlığı güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve sendikalardan edindikleri bilgilerden oluşturmuştur. Tespit ettikleri bilgilerde Nisan ayında en az 145 işçi iş kazası sonucu hayatını kaybetti. Düzenlenen raporda meslek hastalığı sebebiyle gerçekleşen 2 ölümle iş kazası bulunmaktadır. Oysa ILO ve WHO verilerine göre 1 “iş kazası sonucu ölüm” karşılığında yaklaşık 6 “meslek hastalığı sonucu ölüm” olmaktadır.

  • İSİG mesclisi aynı zamanda 2019 yılı Şubat ve Mart ayına ait yeni ölümlü iş kazası bilgilerinin ellerine ulaşttıklarını belirtti. Bu durumda; Ocak ayında en az 159, Şubat ayında en az 127, Mart ayında en az 114 işçi ve Nisan ayında en az 145 işçi olmak üzere; Türkiye’de 2019 yılının ilk dört ayında en az 545 işçi iş kazasında yaşamını yitirdi.
  • 145 emekçinin 129’u ücretli (işçi ve memur), 16’sı kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor
  • Ölenlerin 7’si kadın işçi, 138’i erkek işçi. Kadın işçi kazaları tarım, tekstil, eğitim ve sağlık iş kollarında gerçekleşti
  • İki çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi kazalarının tarım işkolunda gerçekleşti
  • 10 mülteci/göçmen işçi yaşamını yitirdi. Mülteci/göçmen işçilerin 5’i Suriyeli, 2’si Afganistanlı, 1’i Çek, 1’i Gürcistanlı ve 1’i Özbekistanlı.
  • Ölümler en çok inşaat, tarım, taşımacılık, ticaret/büro, metal, belediye/genel işler, konaklama/eğlence, madencilik, tekstil ve sağlık iş kollarında gerçekleşti. Bu ay tarımda ölenlerin en az yüzde 46’sı ücretli. Yüzde 54’ünü oluşturan çiftçi ölümlerinin ise bir kısmının başkasının tarlasını işleme ya da çobanlık vasıtasıyla ücretli olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmekle beraber net olarak bir oran veremiyoruz.
  • En fazla ölüm nedeni trafik/servis kazası, ezilme/göçük, yüksekten düşme ve kalp krizi
  • Nisan’da Türkiye’nin 48 şehrinde ve yurtdışında beş ülkede iş kazalarının gerçekleştiğini tespit ettik. En çok iş kazalarının Antalya, Bursa, İzmir, İstanbul, Gaziantep, Ankara, Manisa, Sakarya, Kocaeli, Konya, Şanlıurfa ve Tekirdağ’da yaşandı.
  • Ölenlerin 2’si (yüzde 1,37) sendikalı işçi, 143 işçi ise (yüzde 98,63) sendikasız. Diğer yandan ölen başka sendikalı işçiler de olabilir. Ancak kâğıt üzerinde olan sendikal üyeliklerinin gerçek bir örgütlülük olmaması ve birçok sendikanın ölen üyelerini sahiplenmemesi sonucu net bir bilgi verme şansımız olmadığını da belirtelim. Bu durum özellikle kamu çalışanı/memur sendikaları açısından daha da tespit edemediğimiz bir husus.
İlginizi Çekebilir:  İşe Giriş Sağlık Raporu

2019 İş Kazası İstatistikleri

2019/ Nisan ayında iş kazaların yaşamını yitiren 145 işçiyi saygıyla anıyoruz.

Kaynak : http://www.guvenlicalisma.org/

 

Devamını oku

OSGB Duyuruları

İşe Giriş Sağlık Raporu

Yayınlanma tarihi

-

İşe Giriş Sağlık Raporu

İşe Giriş Sağlık Raporu

Sağlık raporu işe giriş için alınması gereken zorunlu bir belgedir.

Sağlık Raporu Nereden ve Nasıl Alınır ?

Çalışanların işe giriş sağlık raporu 6331 sayılı İş Sağılı ve Güvenliği Yasası gereğince OSGB İşyeri hekimleri tarafından verilmektedir. İlgili hekim gerekli kontrolleri yaptıktan sonra çalışanın işe uygunluğunu değerlendirir. Daha sonra işe giriş periyodik muayene formunu doldurarak çalışmaya elverişlidir onayı verir.

OSGB İşyeri hekimleri; işe giren her işçiye gerekli muayeneleri yapar, poliklinik ve laboratuvar tahlil raporlarını inceler ve işe uygunluklarını onaylar. Yapılan iş türüne göre belirlenen periyotlarda çalışanların periyodik muayenelerini yaparak mesleki maruziyetleri belirler ve işyeri sağlık gözetimlerini yaparlar.

Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfa giren işlerde çalışacak çalışanların işe girişlerinde, işe uygun olduklarının fiziki muayene ve laboratuar tahlillerine dayanılarak hazırlanan OSGB sağlık raporu ile belirlenmesi zorunludur. Bu tip iş kollarında işe giriş sağlık raporu alınmadan işe başlatılması halinde çalışan başına 1350.TL para cezası uygulanmaktadır.

İşin devamı süresince asgari olarak çok tehlikeli işlerde yılda 1, tehlikeli işlerde 3 yılda bir, az tehlikeli işlerde 5 yılda 1 tekrar sağlık raporu ve işyeri hekimi onayı işlemleri tekrarlanmak durumundadır. OSGB İşyeri hekiminin gerekli görmesi halinde ise sağlık raporu işlemleri yasal asgari süre gözetilmeksizin yapılır.

İş İçin Sağlık Raporu Ne Zaman Alınır ?

Anayasanın 6331 sayılı yasasının ” Sağlıklı Gözetin” başlıklı 15. maddesine göre iş verenler işçilerine;
• İşe girdiklerinde
• İş değişikliğinde
• İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaştıktan sonra işe dönüş talebi halinde
• İşin devamı süresince çalışanın ve işin niteliği ile iş yerinin tehlike sınıfına göre bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla yaptıkları işe uygun olup olmadığına dair sağlık raporu almak zorundadırlar.

İlginizi Çekebilir:  2019 İş Kazası İstatistikleri

10’dan Az Çalışana Sahip İşyerleri İçin Sağlık Raporu

Ancak iş için sağlık raporu nasıl alınır konusunda bahsettiklerimiz hakkında istisnai bir durum mevcuttur. Geçtiğimiz sene çıkartılmış olan Torba Yasa ile 10’dan daha az sayıda çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinde de sağlık raporu alınabilmektedir.

Başka bir anlatım ile şayet ondan az sayıda çalışanınız varsa ve örneğin ofis işyeri gibi az tehlikeli sektörlerde faaliyet gösteren bir işyerinde çalışacaksanız sağlık raporu olarak işçinizin aile hekimi veya bir devlet hastanesinden alacağı sağlık raporunu kabul edebilmektesiniz. Ancak özellikle belirtmek gerekirse bu sadece az tehlikeli işyerleri ile ondan az sayıda çalışanı olan işyerleri için geçerlidir. Şayet maden, fabrika gibi tehlikeli veya depoculuk faaliyetleri gibi tehlikeli işlerde çalışan sayınız bir iki kişi bile olsa sağlık raporu işyeri hekiminden alınmak zorundadır.

İş İçin Sağlık Raporu Özel Hastanelerden Alınabilir Mi?

Burada çok sorulan sorulardan bir tanesi de işçiler için alınmak istenen sağlık raporunun özel hastanelerden temin edilip edilemeyeceğidir. Sağlık Bakanlığının 07.05.2004 tarihli 2004/67 sayılı Özel Hastanelerde Sağlık Kurulu Raporu Düzenlenmesi Hakkında Genelgesinde “Özel hastanelerde; usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş olsa bile özürlü sağlık kurulu raporu, vergi muafiyeti raporu, yurt dışı tedavi raporu, maluliyet raporu, özel tertibatlı araç ithali amacıyla alınan raporlar gibi özellikli raporlar verilemez” hükümleri yer almaktadır. Bu sebepten dolayı özel hastaneler veya özel sağlık hizmeti sunucuları işe giriş ve aralıklı sağlık muayeneleri için sağlık raporu veremez. Özel hastanelerden alınan işçi raporları bu madde yüzünden geçersizdir.

İş İçin Alınan Sağlık Raporu Ücretli Midir? Ücreti Ne Kadardır?

Tek Hekim Sağlık Raporu için; Sağlık Bakanlığı Fiyatı 50 TL, Üniversite Fiyatı 75 TL, Sağlık Kurulu Raporu için ise; Sağlık Bakanlığı 200 TL, Üniversite Fiyatı 300 TL ücret alınıyor. Aile hekimlerinden ve işyeri hekimlerinden temin edeceğiniz sağlık raporu ise ücretsiz olarak verilmektedir.
Ne yazıktır ki, iş kazaları ve meslek hastalıklarının tespit edilmesi için bu kadar hayati öneme sahip olan periyodik kontrolleri ne işçilerimiz ne de işverenlerimiz önemsemektedir. İşe giriş için gerekli olan sağlık raporu almak halen bürokratik bir engel ya da zaman kaybı olarak görülmektedir. Sağlık raporu alma işlemini işçiler ikametgah vermek gibi, personel müdürlükleri de evrak toplama işi olarak görmekteler. İşçiler “Bana bir şey olmaz!” mantığı ile hareket etmektedirler. Ancak her sene ülkemizde 2 binin üzerinde ölümlü iş kazası olduğunu unutmamamız gerekmektedir.

İlginizi Çekebilir:  İşe Giriş Sağlık Raporu

İşe giriş sağlık raporu ücreti,İşe giriş sağlık raporu aile hekimi,İşe giriş sağlık raporu örneği,işe giriş sağlık raporu alınacak merkezlerin listesiişe giriş sağlık raporu veren hastaneler

Devamını oku

Trending