Takip Edin

İş Dünyası

Risk Analizi

Yayınlanma tarihi

-

Risk Değerlendirme

Risk değerlendirme işletmelerin devamlılığını sürdürebilmesi açısından yapılan çalışmalar arasından en önemli faktörlerden biridir. İşletmeler sadece fiziksel olarak iş güvenliği ve sağlık bakımından risk taşımazlar. Risk denince bir işletme için tehdit olarak algılanması gereken ticari, mali, halkla ilişkiler alanları da vardır.  Birey olarak ise salt olarak iş yaşamımızda ve günlük hayatımızda da risk faktörleri her zaman peşimizden gelmektedir.

Öngörülen risklere karşı önceden güvelik önlemleri alıp, atacakları adımları farkında olarak atarlarsa uzun yıllar işletmenin ömrünü koruyabilirler.Bu durumdan yola çıkarak bir çok eski markalaşmış firmayı risk değerlendirme konusunda ne kadar başarılı olduklarını gösterebiliriz.

Dolayısıyla risk değerlendirmesi, sadece iş sağlığı ve güvenliği alanında değil hayatın her alanında çok önemlidir. Ancak ülkemizde genel olarak kanuni zorunluluk olarak görülen risk değerlendirmesi ilk defa yapacaklar için karışık ve zor görünebilir. Bu risk değerlendirmesi rehberi, hangi alanda olursa olsun isabetli risk değerlendirmesi yapmanıza yardımcı olacaktır.
Risk değerlendirmesi rehberi içinde adım adım çok basit bir de örnek risk değerlendirmesi göreceksiniz. Bu sayede her konu hakkında örnekleme de yapılmış olacak.

Neden Risk Değerlendirmesi Yapılmalıdır ?

Risk değerlendirmesinin asıl amacı çevremizdeki riskleri öngörmek olduğu kadar riskleri öncelik sırasına göre sınıflandırmaktır. Yani oturduğumuz yerde etrafımıza baktığımızda onlarca riskli durum görebiliriz. Ancak bu riskli durumların hangisine ne zaman önlem almamız gerektiğini veya hangi durumu tamamen ortadan kaldırmamız gerektiğini sadece sistemli bir risk değerlendirmesi veya diğer adıyla risk analizi yaparak öngörebiliriz.

Risk değerlendirmesi yaparak;

  • Taşıdığımız riskleri öngörebiliriz.
  • Öngördüğümüz risklerin etkilerini hesaplayabiliriz.
  • Risklerin kaç kişiyi veya kimleri etkileyeceğini öngörebiliriz.
  • Yaşam veya çalışma alanında gereksiz para veya zaman maliyetlerini azaltabiliriz.
  • Hastalık, yaralanma, sakatlık veya ölüm gibi sağlık sonuçlarını azaltabilir veya ortadan kaldırabiliriz.
  • İş sağlığı ve güvenliği açısından kanunlara uyum sağlayabiliriz.
  • İşletmede yapılan faaliyetlerin kesintisiz devam etmesini sağlayabiliriz.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre herhangi bir iş kazası durumunda risk değerlendirmesi yaptırmayan işverenler büyük yaptırımlarla karşılaşabilirler. Bu nedenle bir çok işveren risk değerlendirmesi yapılmasını ister. Ancak etkili bir risk değerlendirmesi yapıldığında ve önlemler alındığında iş kazalarının çok büyük bölümünün gerçekleşmeyeceğini söylemek yanlış olmaz.
Bu nedenle risk analizlerini sadece kanun karşısında yükümlülüğü yerine getirmek olarak düşünmemek gerekir.

Risk Değerlendirme Yöntemi Seçimi

Risk değerlendirmesi, planlı ve sistematik olarak yapılması gereken bir çalışmadır. Dolayısıyla farklı faaliyet alanları ve tehlike seviyelerine göre farklı yöntemler kullanmak daha doğru sonuçlar verecektir.

Günümüzde etkinliği kanıtlanmış onlarca farklı risk değerlendirme yöntemi mevcuttur. Bu yöntemlerden bazıları çok basit faaliyetler için uygun olup bazıları çok karmaşık kimyasal iş süreçleri için geliştirilmiştir. Dolayısıyla yaptığınız işe, değerlendirdiğiniz alanın özelliğine göre en uygun risk değerlendirme yöntemi seçilmelidir.

Risk değerlendirme yöntemleri arasında bir sınıflandırma yapmak kolay değildir. Ancak bazı basit risk değerlendirme yöntemleri için birincil risk değerlendirme yöntemi denilebilir. Bu yöntemler basit değerlendirme veya çeklist yöntemiyle taşıdığımız risklerin tespit edilmesine yararlar. Risklerin derecelendirilmesi ve etkilerinin hesaplanması için daha detaylı yöntemler kullanılmalıdır.

Risk Değerlendirme Ekibi Oluşturma

Risk değerlendirme yöntemlerinin çoğunluğu, tek başına yapılamayacak kadar detaylı ve farklı alanlarda bilgi gerektiren yöntemlerdir. Bu nedenle etkili bir risk değerlendirmesi için mutlaka risk değerlendirme ekibi oluşturulmalıdır.

Orta ölçekli bir işletmede sadece iş sağlığı ve güvenliği konusunda bile onlarca farklı alan ve yüzlerce farklı risk bulunabilir. Bu kadar fazla sayıda riskli alanın tek kişi tarafından değerlendirilmesi hatalı sonuç verecektir.

Risk değerlendirme ekibinde mutlaka sağlık alanında bir görevli bulunmalıdır. Bu kişi işyeri hekimi olabilir. Bunun yanında yapılan faaliyetler ve çalışma yöntemleri konusunda bilgi ve tecrübesi olan çalışanlar da ekibe dahil edilmelidir. İşletmenin ana faaliyet alanları içinde elektrik, yüksekte çalışma veya kimyasal maddeler gibi teknik bilgi ve uzmanlık isteyen konular bulunması durumunda mutlaka bu konularda uzman kişiler de ekipte bulunmalıdır.

İlginizi Çekebilir:  28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, risk değerlendirme esaslarını İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği ile belirlemiştir. Bu yönetmeliğe göre risk değerlendirme ekibi aşağıdaki üyelerden oluşmalıdır .

  • İşveren veya işveren vekili.
  • İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri.
  • İşyerindeki çalışan temsilcileri.
  • İşyerindeki destek elemanları.

İşyerindeki bütün birimleri temsil edecek şekilde belirlenen ve işyerinde yürütülen çalışmalar, mevcut veya muhtemel tehlike kaynakları ile riskler konusunda bilgi sahibi çalışanlar.

İhtiyaç duyulması halinde işyeri dışındaki kişi ve kuruluşların temsilcileri.

Tehlike Kaynaklarını Tespit Etme

Risk değerlendirme yöntemlerini belirledikten sonra yapılması gereken en önemli iş tehlike kaynaklarını belirlemek olmalıdır.
Tehlike kaynaklarını belirlemek için tehlike ve risk kavramları arasındaki farkı basit olarak bilmekte yarar var. Tehlike, zarar oluşturma potansiyeli olan durum, çalışma veya ekipmanlar olarak düşünülebilir. Örneğin; elektrik enerjisi ve elektrikli aletler tehlike kaynağıdır.

Tehlike kaynakları, uygunsuz durum veya davranışlarla birleşerek riskleri oluştururlar. Bir çalışma alanında ilk akla gelen tehlike kaynaklarına örnek verecek olursak ;

  • İşyerinde yürütülen tüm faaliyetler ve işlemler
  • Üretim yöntemleri
  • İş ekipmanları
  • El aletleri
  • Kullanılan kimyasal maddeler
  • Elektrik ve elektrikli aletler
  • Ortamın fiziksel ve ergonomik özellikleri
  • Çevredeki işyerleri ve diğer alanlar

Yanıcı maddelerBu tehlike kaynaklarına elbette çok fazla ekleme yapabilmek mümkün. Bu tehlike kaynakları her işyeri veya yaşam alanına göre farklılık gösterecektir. Tehlike kaynaklarını tespit edebilmek için öncelikle işyerinde yapılan tüm faaliyetleri belirlemek gerekir. Daha sonra bu faaliyetler sırasında kullanılan yöntem, malzeme, ekipman, kimyasal malzeme gibi detayları da belirlemek gerekir.

Çevresel tehlike kaynaklarını belirlemek için çevredeki yollar, binalar ve işyerleri incelenmelidir.

Tespit ettiğiniz her türlü tehlike kaynağını not etmeniz, bu tehlikelerden kaynaklanan riskleri belirleme konusunda size yardımcı olacaktır.

Riskleri Belirleme

Tehlike kaynakları ve uygunsuz veya olumsuz durumların birleşmesiyle ortaya çıkan ve zarar oluşturma ihtimali olan durumlara risk adını veriyoruz. Örneğin elektrik enerjisi için tehlike kaynağı demiştik. Ucu açık elektrik kablosu ise insanlara elektrik çarpması veya yangına neden olabilecek bir risk olarak değerlendirilir.

Riskleri belirlemek için, tespit edilen tehlike kaynakları birincil risk analizi yapılarak değerlendirilmelidir. Birincil risk analizi için çeklist yöntemi veya Ön Tehlike Analizi yöntemi kullanılabilir.

Risklerin belirlenmesi aşamasında her tehlike kaynağın için ayrı ayrı birincil risk analizi yapılmalıdır. Bu sayede her tehlike kaynağının hangi riskleri barındırdığı basit şekilde belirlenmiş olur. Böylece detaylı risk inceleme ve değerlendirme aşamasında odaklanacağınız riskler ortaya çıkmış olur.
Belirlediğiniz tehlike kaynakları için birincil risk analizi hazırlarken bu tehlike kaynakları hakkında detaylı inceleme ve araştırma yapmalı, çalışma şartları, güvenlik önlemleri, mevzuat hükümleri veya standart maddeleri gibi detayları değerlendirmelisiniz.

Riskleri Derecelendirme

Birincil risk değerlendirme ile tespit edilen riskler detaylı olarak değerlendirilmelidir. Ortalama bir işletmede birincil risk değerlendirme sonucunda yüzlerce risk tespit edilebilir. Böyle bir durumda hangi riskin ne kadar büyük etkisinin olacağı ve hangilerine acilen önlem alınması gerektiği konusunda tam bir kargaşa yaşanacaktır.

Detaylı risk derecelendirme yaparak riskleri sıralama şansına sahip olabilirsiniz. Risk derecelendirme yapmak için kullanacağınız asıl risk değerlendirme yöntemini belirlemeniz gerekir. Farklı iş kolları ve sektörlerde bir çok farklı risk analizi yöntemi mevcuttur. Bu yöntemlerin içinden risk değerlendirmesi yaptığınız tehlikelere en uygun olanını seçmelisiniz.

İlginizi Çekebilir:  Milli İstihdam Seferberliği Şartları

Risk derecelendirme yaparken sadece 1 risk değerlendirme yöntemiyle yetinmek zorunda da değilsiniz. Örneğin aynı işyeri için fine kinney yöntemi ile genel çalışma ortamı, HAZOP yöntemi ile kimyasal prosesler ve davranış odaklı risk analizi metotları ile de çalışan tutumları değerlendirilebilir.
Riskleri değerlendirirken belirlediğiniz sayısal değerler çok önemli. Bu nedende tutarlı ve mantıklı olmalılar.

Basınçlı kap ile ilgili riski değerlendirirken kabın kontrolsüz şekilde hareket etmesi sonucunda kabın patlama olasılığını bir arada değerlendirdim çünkü kap ancak patlarsa kontrolsüz şekilde hareket edebilir. Basınçlı kabın patlamasına neden olacak diğer etkenlerde bir risk görülmemesi nedeniyle bu riskin olasılığını mümkün ancak beklenmeyen seviyede düşündüm.

Risk olarak gördüğümüz kabın patlaması sonucunda hareket etmesi durumunda çalışanların bu risk ile karşılaşma sıklığını Ayda bir veya birkaç defa olarak belirledim çünkü çalışanlar basınçlı kap olan bölümde çok nadiren bulunuyorlar.

Risk olarak gördüğümüz durumun gerçekleşmesi durumunda olası etkisinin ölüm olacağı düşünülebilir. Tüm bu belirlediğimiz olasılık, sıklık ve etki durumlarının sayısal karşılığını yazarak 40 risk skorunu elde ettim. Bu risk skoru bana riskli durum için acil önlem alınmasına gerek olmadığını ancak sürekli gözetim altında tutmam gerektiğini söylüyor. Ancak etkisi ölüm olan bir risk için mutlaka iyileştirme çalışması yapmalıyız.

Elektrik ana panosu içindeki ucu açık kabloları değerlendirirken çalışanların bu kablolara temas etme olasılığını mümkün olarak değerlendirdim çünkü örnek olayımızda pano içinde ucu açık kablo miktarı biraz fazla. Ancak çeklist ile de tespit ettiğim diğer konularda pano kapaklarının sürekli kilitli olduğu, pano iç koruma levhalarının olduğunu görmüştük. Bu durumda panoya normal çalışanların temas etme ihtimali çok düşük. Sadece bakım amaçlı panoya müdahale edilebilir ve pano bakımlarının da arıza ve bakım raporlarına göre yılda 1 yapıldığını tespit ettim. Yani en fazla yılda 1 defa bu pano açılıyor ve içerisinde işlem yapılıyor.

Elektrik panosunda da risk olarak gördüğümüz durumun gerçekleşmesi durumunda olası etkisinin ölüm olacağı düşünülebilir. Tüm bu belirlediğimiz olasılık, sıklık ve etki durumlarının sayısal karşılığını yazarak 60 risk skorunu elde ettim. Bu risk skoru da bana riskli durum için acil önlem alınmasına gerek olmadığını ancak sürekli gözetim altında tutmam gerektiğini söylüyor. Ancak etkisi ölüm olan bir risk için mutlaka iyileştirme çalışması yapmalıyız.

Elektrik panosundaki bu riskler, panonun bakım ve arıza durumları ile doğrudan ilgili olduğundan elektrik panosu için arıza risk değerlendirmesi de yapılabilir.

Alınacak Önlemleri Belirleme

Risk değerlendirme raporu yapmanın amacı, riskleri ortadan kaldırarak güvenli çalışma ortamı oluşturmaktır. Bu nedenle tespit edilen riskler kadar riskleri ortadan kaldırmak için alınması gereken önlemleri belirlemek de çok önemlidir.

Alınacak önlemleri iş güvenliği temel prensiplerine uygun olarak belirlemeniz gerekir. Bu prensipler sırasıyla ;

    • Tehlike kaynağını ortadan kaldırmak veya kaynağın özelliklerini değiştirmek.
    • Mühendislik yöntemleri.
    • Organizasyon değişikliği.
    • Kişisel koruyucu donanımlar.
    • Davranış değişiklikleri. (eğitim, talimat vb.)
    • Alınacak önlemleri belirlerken her risk için bu sıralama doğrultusunda inceleme yapmalıyız. Yani ilk önce tehlike kaynağını tamamen ortadan kaldırma veya özelliklerini değiştirme ihtimallerini gözden geçirmeliyiz.

Eğer tehlike kaynağı ortadan kaldırılamıyorsa mühendislik yöntemleri ile çalışanları daha az etkilemesini sağlayacak önlemler düşünmeliyiz. Örneğin elektrik tehlikesini tamamen ortadan kaldırma şansımız yoksa elektriğin çalışanlara ulaşmasını engellemeliyiz.
Mühendislik çözümleri de yeterli seviyede koruma sağlamıyorsa organizasyon değişiklikleri yaparak çalışanların tehlike kaynaklarına daha az maruz kalmasını sağlayabiliriz. Örneğin soğuk hava deposunda çalışanların çalışma süresini azaltmak organizasyonel bir önlem olarak düşünülebilir.
Kişisel koruyucu donanım kullanımı ise tehlike kaynağının özellikleri, mühendislik çözümler, organizasyonel değişiklikler yapıldıktan sonra hala mevcut olan risklere karşı alınacak bir önlemdir. Tek başına kişisel koruyucu donanım kullanımı önlem olarak düşünülmemelidir.

İlginizi Çekebilir:  İş Güvenliği Uzmanı Maaşı

Eğitim, bilgilendirme, talimatlara uygun davranışlar ise en son önlem olarak kabul edilmelidir. Açık bir çukurun etrafını kapatmak yerine çalışanlara çukura düşmeme eğitimi vermek önlem olarak kabul edilemez.

Alınması gereken önlemleri belirlerken bu önlemlerin ne kadarlık bir zaman dilimi içinde alınması gerektiğini de belirlemelisiniz. Termin tarihi adı verilen bu işlem, risk değerlendirme raporunun en zor bölümlerinden biridir. Termin tarihi belirlerken risklerin seviyesi, alınacak önlemlerin niteliği, yaklaşık maliyeti, uygulanabilirliği ve işletmenin yapısı dikkate alınmalıdır.
Alınması gereken önlemler konusunda isgnedir.com’da yayınlanan yazılardan faydalanabilirsiniz.

Risk Değerlendirme Raporu

Risk değerlendirme çalışması, detaylı yapıldığında bazen aylar süren bir çalışmadır. Bu çalışma sırasında elbette ortalık biraz dağılacaktır. Yani aldığınız notlar, tespit ettiğiniz riskler, alınması gereken önlemler karmaşık hale gelebilir.
Risk değerlendirmesinin en önemli özelliklerinden biri de risk değerlendirmesi hakkında teknik bilgi sahibi olmayan kişilere bilgi vermesidir. Yani bir yönetici, aldığınız notları anlamakta zorlanabilir ancak düzenli ve ayrıntılı bir raporu okuduğunda kafasında soru işareti kalmayacaktır.
Risk değerlendirme raporu, yaptığınız çalışma hakkında hiç bilgisi olmayan kişiler tarafından anlaşılacak şekilde yapılmalıdır.

İş sağlığı ve güvenliği konusunda risk değerlendirme raporunda olması gerekenler İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği ile belirlemiştir. Bu yönetmeliğe göre risk analizinde yer alması gerekenler ;

    • İşyerinin unvanı, adresi ve işverenin adı.
    • Gerçekleştiren kişilerin isim ve unvanları ile bunlardan iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi olanların Bakanlıkça verilmiş belge bilgileri.
    • Gerçekleştirildiği tarih ve geçerlilik tarihi.
    • Risk değerlendirmesi işyerindeki farklı bölümler için ayrı ayrı yapılmışsa her birinin adı.
    • Belirlenen tehlike kaynakları ile tehlikeler.
    • Tespit edilen riskler.
    • Risk analizinde kullanılan yöntem veya yöntemler.
    • Tespit edilen risklerin önem ve öncelik sırasını da içeren analiz sonuçları.
    • Düzeltici ve önleyici kontrol tedbirleri, gerçekleştirilme tarihleri ve sonrasında tespit edilen risk seviyesi.

Bu maddelere ek olarak risk değerlendirme raporunda tespit edilen risklerin fotoğrafları yer almalıdır. Fotoğraflı risk değerlendirme raporu hem riskin bulunduğu yeri anlamak hem de riskin giderilme sürecini takip etmek açısından çok önemlidir.
Risk değerlendirme raporu ve diğer tüm raporlarda mutlaka sayfa numarası bulunmalıdır. Sayfa numarasına ek olarak raporun toplam kaç sayfa olduğu da yer almalıdır. Bu sayede rapora sonradan ekleme yapılma veya sayfaların ortadan kaybolma ihtimali ortadan kalkar.

Riskleri İzleme

Risk değerlendirme sürecinin en son ve en uzun süren aşaması riskleri izleme aşamasıdır. Alınacak önlemleri belirleme aşamasında her risk için giderilmesi gereken tarih aralığını belirtmiştik. Bu çalışmayı yaptığınızda göreceksiniz ki risklerin büyük çoğunluğunun 1 yıl içerisinde giderilebileceği ortaya çıkacak. Bu durumda termin tarihi geldiğinde veya öncesinde risklerin giderilip giderilmediği kontrol edilmelidir.
Risk izleme yapılmayan risk değerlendirme çalışmaları sadece ilk adımı atılmış ancak devamı gelmemiş çalışmalardır.
Risk izleme yaparken, riskler için alınması gereken önlemlerin alınıp alınmadığını tespit ederek son durum için yeniden risk derecelendirme yapmalısınız. Belirtilen önlemlerin alındığı bir durumda risk skoru mutlaka farklı olacaktır. Amacımız zaten risk skorunu kabul edilebilir seviyelere kadar indirmektir.
Risk izleme işlemleri için hazırlayacağınız formlarda da fotoğraf olması önemlidir. Bu sayede risklerin durumunu izleyebilirsiniz.
Risk izleme çalışmalarında en zor konulardan biri de risklerin termin tarihlerini ve yapılan işlemleri takip etmektir. risk sayısı fazla olan işletmelerde bu işlemi sadece kağıt üzerinde veya Excel vb. uygulamalarla takip etmek çok zordur. Ancak isg yazılımları sayesinde termin tarihleri ve risk skorlamaları konusunda teknolojiden faydalanabilirsiniz.

Devamını oku

İş Dünyası

Kıdem Tazminatı Alma Şartları

Yayınlanma tarihi

-

Kıdem Tazminatı Alma Şartları

Kıdem tazminatına dair bütün soruların cevaplarını yazımızıdan bulabilirsiniz.

İşyerinin taşınması veya çalışma şartlarının değiştirilmesi halinde işçi kıdem tazminatını alarak işten ayrılabilir mi?

İşveren işçi ilişkileri, yasa ile belirlenen esaslar çerçevesinde iş sözleşmelerinde düzenlenmektedir. Bu kapsamda; işin niteliği, görev tanımları, çalışma süre ve koşulları, işçiye ödenecek ücret ve diğer esaslar iş sözleşmelerinde düzenlenmektedir. İş sözleşmesi hükümleri, işyeri uygulamaları veya çalışma koşulları konusunda değişiklik yapmak isteyen işveren, durumu yazılı olarak bildirmek ve işçinin onayını almakla yükümlüdür. İşçi tarafından 6 gün içinde kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamamaktadır. Bu durum kıdem tazminatı açısından özel bir durum arz etmemektedir.

Kıdem tazminatı tutarı nasıl hesaplanır?

Herhangi bir iş sözleşmesinin kıdem tazminatını gerektiren bir nedenle feshi durumunda, çalışılan her tam yıl için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı ödenmektedir. Bir yıldan artan süreler de oranlanarak hesaplamaya dahil edilmektedir. Kıdem tazminatı hesaplamaları sırasında işçiye ödenen ücretin yanı sıra, kendisine düzenli olarak sağlanan tüm para ve para ile ölçülebilen menfaatlerin (yol parası, yemek parası, düzenli olmak koşuluyla ikramiye ödemeleri vb.) brüt tutarları dikkate alınmaktadır. Her tam çalışma yılı için ödenen kıdem tazminatı tutarı, fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanı ile sınırlandırılmıştır.

İşyerinin satılması durumunda işçi kıdem tazminatının ödenmesini isteyebilir mi?

Herhangi bir işyerinin kısmen veya tümüyle devredilmesi durumunda, söz konusu işyerinde çalışmakta olanlar aynı şartlarla çalışmaya devam ederler. İşyerinin devri, çalışanların yasal hakları konusunda herhangi bir kayba yol açmaz ancak bu devir, işçiye de haklı fesih nedeni oluşturmaz. Yani işyerinin devri nedeni ile işten ayrılan bir işçiye kıdem tazminatı ödenmesi gerekmemektedir. Gerek kıdem tazminatı, gerekse yıllık ücretli izin haklarının belirlenmesi gerektiğinde devir öncesi ve devir sonrası oluşan toplam çalışma süresi esas alınmalıdır.

İlginizi Çekebilir:  28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü

İşyerinin satılması durumunda işçi kıdem tazminatının ödenmesini isteyebilir mi?

Herhangi bir işyerinin kısmen veya tümüyle devredilmesi durumunda, söz konusu işyerinde çalışmakta olanlar aynı şartlarla çalışmaya devam ederler. İşyerinin devri, çalışanların yasal hakları konusunda herhangi bir kayba yol açmaz ancak bu devir, işçiye de haklı fesih nedeni oluşturmaz. Yani işyerinin devri nedeni ile işten ayrılan bir işçiye kıdem tazminatı ödenmesi gerekmemektedir. Gerek kıdem tazminatı, gerekse yıllık ücretli izin haklarının belirlenmesi gerektiğinde devir öncesi ve devir sonrası oluşan toplam çalışma süresi esas alınmalıdır.

Evlilik nedeniyle istifa eden kadın işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

Kural olarak işten kendi isteğiyle ayrılan (istifa) işçi, kıdem tazminatı alamamaktadır. Ancak, yasal düzenleme gereği; kadın işçiler, evlilik nedeni ile işten ayrılmaları durumunda, çalışma süresinin gerektirdiği kıdem tazminatına hak kazanabilmektedirler. Bu haktan yararlanılabilmesi için; iş sözleşmesinin evlilik tarihinden itibaren 1 yıl içinde yazılı olarak feshi, evliliği gösteren belgenin işverene sunulması, feshin gerekçesinin evlilik olduğunun açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Kıdem tazminatının ödenmesi için gereken koşullar nelerdir?

İşçinin, 1475 sayılı İş Kanunun 14’üncü maddesine göre, aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışması ön koşulu ile birlikte;

-İşveren tarafından iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırılık nedenleri dışındaki nedenlerle iş sözleşmesinin feshedilmesi,

-İşçi tarafından sağlık, iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırılık veya işyerinde işin durması ve benzeri nedenlerle sözleşmesinin feshedilmesi,

-Askerlik görevi nedeniyle işten ayrılma,

-Emeklilik hakkının elde edilmesi veya bu kapsamda yaş dışında gereken sigortalılık süresi ve prim gününün doldurulması nedeni ile işten ayrılma,

-Kadının evlenmesi halinde 1 yıl içinde işten ayrılma,

-İşçinin ölümü,

koşullarından birinin gerçekleşmesi halinde kıdem tazminatı ödenmesi gerekmektedir.

 

İlginizi Çekebilir:  Toplanma Alanı Nedir?
Devamını oku

İş Dünyası

İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Yönetim Sistemi

Yayınlanma tarihi

-

İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Yönetim Sistemi

Çalışan ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bir kaç yıldır işyerlerine ait iş sağlığı ve güvenliği bilgilerini tek bir kaynakta depolamak istediği biliniyordu. Bunun ilk adımı olarak İSG-KATİP sistemini gösterebiliriz. İş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri yani iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimlerinin işyerleri ile yaptığı sözleşmeler elektronik ortamda düzenlenip takip ediliyordu.

Yine bir kaç yıl önce İSG-KATİP sisteminde yer alan işyeri ziyaretleri bölümü, bakanlığın sadece sözleşmeleri değil yapılan faaliyetleri de takip etmek istediğinin bir ispatıydı. Ancak bu uygulama hayata geçirilmeden kaldırıldı.

13.09.2017 tarihinde, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı duyuru ile işyerlerinde e-reçete uygulaması da başladı. Henüz tam faaliyete geçmese de sağlık hizmetlerinin takibi için bir adım atılmış oldu.

27.02.2018 tarihinde yapılan duyuru ile İBYS yani İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Yönetim Sistemi çalışmaları resmen başlamış oldu.

İBYS Nedir ?

İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Yönetim Sistemi, işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki tüm bilgi ve faaliyetlerinin toplandığı ve değerlendirildiği merkezi bir sistem olarak tanımlanabilir. Bu sistemin amacı işyeri denetimlerinin anlık olarak yapılabilmesine olanak sunmaktır.

İBYS, İSG-KATİP sisteminin aksine e-devlet üzerinden veya web sitesi ile çalışan bir sistem değil. Burada amaç işyerlerinin kendi kullandıkları isg yazılımı ile bakanlığın sistemlerinin iletişim halinde olup bilgi akışı sağlayabilmeleri.

Bu sistemin faaliyete geçmesi ile beraber tüm işyerleri isg faaliyetlerini yazılım üzerinden takip etmek zorunda olacak.

İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Yönetim Sistemi Neleri Takip Edecek ?

Sistemin öncelikli olarak hangi konulara ağırlık vereceği yönünde bir açıklama yok. Ancak ÇSGB’nin uzun zamandır yürüttüğü çalışmalar şu 4 ana konuyu anlık olarak izleme üzerinde yoğunlaşıyor. Bunlar;

    • Riskler
    • Sağlık hizmetleri
    • İşyeri Bilgileri
    • Makina ve Ekipmanlar
İlginizi Çekebilir:  28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü

Bu konulardan İşyeri bilgileri zaten SGK veri bankasında mevcut. İSG profesyonellerinin bilgileri de İSG-KATİP sisteminde mevcut olduğundan işyeri bilgileri konusunda adımlar atılmış durumda.

Sağlık hizmetleri konusunda ilk adım e-reçete sistemi ile atıldı. Yakın zamanda sağlık ve ergonomi ile ilgili diğer konuların da e-nabız sistemi ile faaliyete geçmesi bekleniyor. Mevcut olan laboratuvar bilgi bankası ve Medula sistemi ile zaten sağlık hizmetlerinin büyük bölümü elektronik olarak izlenebiliyor.

Makina ve ekipmanların test ve kontrol sonuçlarının elektronik ortamda izlenmesi amacıyla Ekipnet sistemi de hayata geçirildi.

Yani görüldüğü gibi bir çok konunun elektronik ortamda izlenmesi için gerekli altyapı çalışmalarında büyük ilerleme sağlanmış durumda. İBYS ise tüm bu sistemlerin entegre olarak çalışmasını sağlayacak bir altyapı oluşturmayı amaçlıyor.

Bakanlık tarafından yayınlanan eylem planına göre 01.04.2018 tarihinde eğitim kayıtları, 01.06.2018 tarihinde işe giriş ve periyodik muayene kayıtları, 01.09.2018 tarihinde ise tehlike kaynakları ile ilgili bilgiler İBYS sunucularına aktarılmaya başlanacak.

İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Yönetim Sistemi Nasıl Çalışıyor ?

İBYS’nin temelinde işyerlerinin kullandığı yazılım sisteminin bakanlık sunucularına elektronik ortamda bilgi gönderimi var. Bu da her işyerinin bir iş sağlığı ve güvenliği yazılımı kullanmasını gerektiriyor.

Şu anda piyasada çok sayıda iş sağlığı ve güvenliği yazılımı mevcut. Ancak burada en önemli nokta, kullandığınız yazılımın bakanlığın sistemine bilgi gönderebiliyor olması.

ÇSGB, bu yazılımların kendi sunucularına bilgi gönderebilmesi için Web Servis adı verilen ve yazılımların bilgi göndermesini sağlayan kapılar açıyor. Bu sayede yazılım firmaları, yazılımları bu web servislere göre entegre edip bilgi akışını sağlayabiliyorlar.

Örneğin e-reçete sistemi için web servis bulunmaktadır ve yazılımlar bu web servis aracılığı ile e-reçete bilgileri bakanlık sunucularına gönderilebilmektedir.

İlginizi Çekebilir:  İş Güvenliği Uzmanı Maaşı

İSG yazılımları hakkında daha önce bir yazı yayınlamıştım. Bu yazıyı İş Güvenliği Yazılımları linkinden okuyabilirsiniz.

Şu anda doğal olarak İBYS sunucularına bilgi gönderebilen bir yazılım mevcut değil. Ancak mevcut yazılım firmaları bu entegrasyonu hızlı şekilde yapacaklardır.

İşyerleri Neler Yapmalı?

İşyerlerinin İBYS’ye bilgi gönderebilmesi için öncelikle teknik olarak altyapılarının buna uygun olması gerekiyor. Bunun için ;

  •  İSG yazılımı kullanmayan işyerleri entegre olabilen iş sağlığı ve güvenliği yazılımı almalılar.
  • İSG yazılımı kullanan işyerleri, yazılım firmalarından yazılımlarının bakanlık sunucularına entegre olmasını istemeliler.
  • Tüm OSGB’ler bakanlığa entegre olabilen iş sağlığı ve güvenliği yazılımı almalılar.
  •  İşyeri hekimleri e-imza sahibi olmalılar.
  • İş güvenliği uzmanları e-imza sahibi olmalılar.
  • OSGB sorumlu müdürleri e-imza sahibi olmalılar.

Yazılım alanında altyapı oluşturan firmaların, bu yazılımı aktif şekilde kullanacak organizasyonu da yapması şart. Aksi durumda bu tür yazılımlar tam anlamıyla kullanılmadığında işe yaramaz hale gelmektedirler.

 

Devamını oku

İş Dünyası

28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü

Yayınlanma tarihi

-

28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü

28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü

Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü , Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından alınan bir kararla, meslek hastalıkları ve iş kazalarının önlenmesi amacıyla, 2003 yılından bu yana 28 Nisanda her yıl farklı bir tema ile kutlanmaktadır. ILO bu yıl 28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği günün temasını ”Güvenli ve Sağlıklı Bir İş Geleceği” olarak belirledi.

ILO Bu yıl ki temayı gelecekten ilham alarak hazırladı ve temayı ”Güvenli ve Sağlıklı Bir İş Geleceği” olarak belirledi, ILO iş güvenliği ve sağlığının iyileştirilmesi için geçmişteki sektörel birikimleri gelişen teknolojiyle sürdürmek için çabalıyor. Demografik özellikler, iklim değişikliği ve iş organizasyonundaki değişiklikler dahil olmak üzere sürdürülebilir kalkınma planlıyor.

ILO, hayat kurtaran ve güvenli ve sağlıklı çalışma ortamlarını teşvik eden 100 yıllık bir hikayeyi paylaşan bu etki için küresel bir rapor yayınlayacak. Rapor, 1919’da ILO’nun başlamasından önce emniyet ve sağlığın evrimini yakalamaya çalışmakta, bu alanı etkileyen ve ILO’nun işteki güvenliği ve sağlığı iyileştirmeye katkıda bulunma şeklini etkilemiş olan ana dönüm noktalarından geçmektedir.Daha da önemlisi, küresel rapor iş düzenlemelerindeki, teknolojideki , demografik bilgiler, küreselleşme, iklim değişikliği ve güvenlik ve sağlık dinamiklerini etkileyen diğer faktörler olmasına rağmen güvenli ve sağlıklı bir iş geleceği sunmak istiyor.

Neden 28 Nisan Tarihi Dünya İSG Günü Olarak Kutlanıyor?

28 Nisan’daki İş Güvenliği ve Sağlığı için yıllık Dünya Günü, tüm dünyada iş kazalarının ve hastalıklarının önlenmesini teşvik etmektedir. Uluslararası dikkatin sorunun büyüklüğüne ve bir emniyet ve sağlık kültürünün teşvik edilmesinin ve oluşturulmasının, işle ilgili ölümler ve yaralanmaların sayısını azaltmaya nasıl yardımcı olabileceğini amaçlayan bilinçlendirme kampanyasıdır.

ILO, 28 Nisan’da İş Sağlığı ve Güvenliği Dünya Günü’nü kutlamaktadır ve bu sayede tüm dünyada mesleki kazaları ve hastalıkları önlemeye yardımcı olmaktadır. İş güvenliği ve sağlığı alanında ortaya çıkan eğilimlere ve dünya çapında işle ilgili yaralanmalara, hastalıklara ve ölümlere verilen önem konusunda uluslararası ilgi odağı olan bir bilinçlendirme kampanyası.

İlginizi Çekebilir:  Milli İstihdam Seferberliği Şartları

İş Güvenliği ve Sağlığı Dünya Günü kutlamaları ile ILO, bu alanda ILO üyelerini ve tüm kilit paydaşları içeren küresel önleyici bir güvenlik ve sağlık kültürü oluşturulmasını teşvik etmektedir. Dünyanın birçok yerinde, ulusal makamlar, sendikalar, işveren örgütleri ve güvenlik ve sağlık uygulayıcıları bu tarihi kutlamak için etkinlikler düzenliyor. Bu önemli günü kutlamak için bize katılmaya ve organize faaliyetlerinizi bizimle paylaşmaya davet ediyoruz.

28 Nisan, 1996 yılından bu yana sendikal hareket tarafından dünya çapında düzenlenen Ölü ve Yaralı İşçiler İçin Uluslararası Anma Günüdür. Amacı, bu tarihte dünya çapında seferberlikler ve bilinçlendirme kampanyaları düzenleyerek iş kazaları ve hastalıkları mağdurlarının hatıralarını onurlandırmaktır.

ILO, 2003 yılında, sendikal hareketin talebi üzerine 28 Nisan’daki kampanyaya dahil oldu. Yaralı ve düşmüş işçileri onurlandırırken, anılacak ve kutlanacak bir gün olarak görülen bu yaralanmaların ve ölümlerin engellenip azaltılabileceğini takdir ediyoruz ve kutluyoruz. 2003 yılından bu yana, ILO, 28 Nisan’da İş Güvenliği ve Sağlığı Dünya Günü’nü geleneksel üçlü yapı ve sosyal diyalog güçlerinden yararlanmaktadır.

Ülkemizde her 6 dakikada bir iş kazası olmakta, her 6 saatte de bir işçimiz hayatını kaybetmektedir. Bu evlerinden çıkan ve çocuklarının
geçimlerini sağlamak için çalışmaya giden 4 işçimizin akşamları evlerine dönememeleri anlamına gelmektedir.

28 Nisan, işçi sendikaları, işveren örgütleri ve hükumet temsilcileri arasında mesleki güvenlik ve sağlık konusunda uluslararası farkındalık yaratmak için bir gün olarak görülüyor. ILO, kilit paydaşların paylaşılan sorumluluğunu kabul eder ve işyerinde ölüm, yaralanma ve hastalıkları önleme yükümlülüklerini yerine getirmek için onları koruyucu bir güvenlik ve sağlık kültürünün geliştirilmesine teşvik eder; böylece işçiler, işyerinin sonunda işçilerin evlerine güvenle geri dönmelerine izin verirler.

28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Gününü Tanıtmanızı Tavsiye Ederiz

İlginizi Çekebilir:  İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Yönetim Sistemi

-İşyerinizde 28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği gününü tanıtın.
-Sosyal medya platformlarında 28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği günü hakkında bilgilendirici paylaşımlar yapın. Ve sosyal medya platformlarında paylaşım yaparken mutlaka #worldday2019 etiketini kullanın

Devamını oku

Trending