Takip Edin

OSGB Makaleleri

Kazı İşlerinde İş Güvenliği

Yayınlanma tarihi

-

Kazı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği

Kazı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği

Kazı işleri inşaat sektöründe mutlakaya yapılır. Şantiye ve yapılan işin niteliğine bağlı olarak birçok kazı türü bulunmaktadır. Açıkta yapılan serbest kazılar, yeraltı kazıları, baraj ve hidroelektrik santral kazıları, yol kazıları, tünel kazıları, sıyırma, temizlik ve şekil verme kazıları ile kanal kazıları (hendek kazıları) bu kazı türlerinden sadece bazılarıdır.

Her kazı çalışması benzer tehlike ve riskler içermekle beraber, çalışma ortamı, kullanılan kazı teknikleri ve iş ekipmanlarına bağlı olarak farklı tehlike ve riskler de içerebilmektedir. Örneğin; içme suyu, sulama suyu, atık su, yağmur suyu, drenaj ve doğalgaz boruları vb. işler için dar olarak yapılan kazılarda (altyapı kanal kazıları) farklı riskler söz konusu olabilmektedir.

Yeni yapılacak çalışmaların yanı sıra mevcut imalatların onarımı, değiştirilmesi sırasında da bu kazılar açılmak suretiyle çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Aşağıda yer alan görsellerde boyu eninden önemli ölçüde uzun olan ve derinliğin genişlikten fazla olduğu kanal kazısının diğer kazılardan farkı görülmektedir.

KAZI İŞLERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MEVZUATI

Kazı çalışmalarında dikkat edilmesi gereken hususların ve alınacak önlemlerin belirlenmesi ve bu çalışmaların sağlıklı ve güvenli şekilde yürütülebilmesi amacıyla ülkemiz mevzuatında yer alan en önemli düzenleme Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’dir. Bu düzenlemenin dışında ayrıca Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği ve Alt Yapılar İçin Afet Yönetmeliği’nde de kazı işleri ile ilgili bazı hükümler bulunmaktadır.

Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, kazı işleri ile ilgili İSG hükümlerinin yer aldığı en kapsamlı yönetmeliktir. Yönetmelikte kazı işi öncesi ve kazı çalışması sırasında yerine getirilmesi gereken hususlar belirtilmektedir.

Kazılarda zemin yapısı, iklim koşulları, kazı alanı yakınlarında meydana gelebilecek sarsıntılar, çevredeki su kaynakları ve fazla yük kuvvetleri göz önüne alınarak uygun şev açılarının belirlenmesi ve/veya statik hesabı yapılmış uygun destek ve setlerin kullanılması ile kazı yüzeyleri, şevlerin eğimi ve yüksekliğinin zeminin yapısına, sağlamlığına ve çalışma yöntemlerine uygun seçilmesi ve kazılarda yan duvarların göçmemesi için gerekli tedbirlerin alınması bilhassa kanal kazısı çalışmalarının güvenliği açısından yönetmelikte geçen önemli hükümlerdendir.

Alt Yapılar İçin Afet Yönetmeliği’nde daha çok jeoteknik etüt (zemin etüdü) ile ilgili hükümler yer almakta ve zemin koşullarının belirlenmesi ile iletim hatlarında yapılacak çalışmalar sırasında uygulanacak hükümler yer almaktadır. Ayrıca imalata ilişkin esaslarla birlikte boru ferşiyatı (döşeme), hendek açılması ve hendeğin dolgusunda gerekli her türlü emniyet önlemlerinin alınmasına dair hüküm yer almaktadır.

Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nde yerüstü maden işlerinin yapıldığı işyerlerinde uyulması gereken kazı işleri ile ilgili hükümler yer almaktadır.

KAZI İŞLERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ TEHLİKELERİ VE RİSKLERİ

Kazı çalışmaları çalışmanın niteliği ve ortam gereği birçok tehlike ve risk barındırmaktadır. Bu tehlike ve riskler şu şekilde sıralanabilir:

• Göçük

• Çalışanların kazıya düşmesi

• Çalışanların üzerine düşen yükler

• Tehlikeli atmosfer (Duman, oksijen yetersizliği, zehirli, yanıcı ve patlayıcı gazlar)

• Yeraltı hizmetleri ve üstten geçen enerji hatları ile temas

• Araçlar, ağır ve mobil ekipmanlar

• Dar alan

• Kazıya giriş ve çıkışlar

• Su birikmesi

• Malzemelerin yanlış ve uygunsuz kullanımı

• Zemindeki kablolar ve kesici, ağır, körelmiş nesneler

Bu tehlike ve risklerin içerisinde en çok kayba neden olan tehlikeyi ise çalışma sırasında toprağın kazı yapılan alanının kenarında çeşitli sebeplerden dolayı çözülüp gevşemesi sonucu aniden kazı yapılan yere doğru ayrılıp kayması veya düşmesi şeklinde gerçekleşen göçük kazaları oluşturmaktadır.

Toprağın kayması, devrilme, parça düşmesi gibi oluşumlar neticesinde meydana gelen göçükleri tetikleyen birçok faktör bulunmaktadır. Hem çalışma ortamı hem de çevresel etkilerle doğrudan ilgili olan bu faktörler, kazı stabilitesini olumsuz şekilde etkileyerek göçüğün oluşmasına neden olmaktadırlar. Göçüğe sebep olan ya da oluşumunu hızlandıran bu faktörler şu şekilde sıralanabilir.

• Zemin türü (nitelikleri)

• Nem miktarı

• Titreşimler

• Ağır yükler (Hafriyat yığını, iş makineleri)

• Yakındaki mevcut yapılar

İlginizi Çekebilir:  Heimlich Manevrası

• Önceki kazılar

• Hava ve çevre koşulları

• Kazının açık kaldığı süre miktarı

Aşağıdaki görselde bazı göçük sebepleri gösterilmektedir.

Kazı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği

Kazı çalışmalarında risk değerlendirme sonuçları da dikkate alınarak göçük riskine karşı koruyucu tedbirlerin alınması son derece önemlidir. Farklı açılarda şev ve kademe oluşturulması, çeşitli tipte iksaların yapılması ve taşınabilir hendek kaplama sis-temlerinin kazı içerisine yerleş

tirilmesi gibi tedbirler en temel örnekler olarak gösterilebilir. Alınacak tedbirlerin seçimine önem verilmeli ve bu tedbirlerin yeterliliği ve kontrolü takip edilmelidir.

Şevli ve Kademe Oluşturulması:

Çalışanların korunması amacıyla kazı kenarlarına şev verilmesi eğimli sistemi oluşturmaktadır. Göçüğün engellenmesi için gerekli olan bu eğim zeminin türüne, çevre şartlarına ve kazı kenarında bulunan ağır yüklerin kapsamı gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.

Kazı kenarlarının bir veya daha fazla yatay düzlem veya basamaklara ayrıldığı ve bu basamaklar arasındaki yüzlerin genelde dik veya dike yakın olduğu sistemler ise kademeli sistemleri oluşturmaktadır. Şevlerin stabilitesi arttırmak amacıyla yapılan kademeli şev (palye) uygulaması olarak değerlendirilmektedir.

Göçük riskine karşı izin verilen eğimlerin belirlenmesinde; saha ve çevre koşulları, zemin bileşenleri ile zemin yapısı gibi kriterler göz önünde bulundurularak kazı yapılacak zeminin niteliklerine önem verilmelidir. Nitekim ülkemiz İSG mevzuatında da şev açılarının belirlenmesinde zemin yapısı, iklim koşulları, kazı alanı yakınlarında meydana gelebilecek sarsıntılar, çevredeki su kaynakları ve fazla yük kuvvetlerinin göz önüne alınması zorunlu tutulmaktadır. Ayrıca kazı yüzeyleri, şevlerin eğimi ve yüksekliğinin zeminin yapısına, sağlamlığına ve çalışma yöntemlerine uygun seçilmesi hükmü yer almaktadır.

İksa Yapılması:

Koruyucu tedbirlerin diğer bir seçeneği olan destekli sistemlerden iksa uygulamasına şev vermenin uygulanabilir olmadığı durumlarda başvurulabilmektedir. İksa sisteminde kullanılacak malzemelerin niteliğine göre farklı tipte iksalar mevcuttur. Hangi tipte iksa kullanılacak olursa olsun, göçük riskine karşı kullanılacak iksa sistemlerine ait malzeme ve ekipmanların üretici talimatları dikkate alınarak kullanılması ve kontrollerinin yapılması önem arz etmektedir. Bu malzeme ve ekipmanlar hasar görmeleri halinde ise uzman kişi tarafından incelenmelidir. Ayrıca destekli sistemlerin çalışanları göçükten, yapısal çökmelerden ya da koruyucu sistemin bileşenleri arasında sıkışmaktan koruyacak şekilde kurulması ve sökülmesi sağlanmalıdır. Ülkemiz İSG mevzuatında da kazı işlerinde destek ve setlerin kullanılması, alınacak tedbirler için bir seçenek olarak belirtilmektedir.

Ahşap malzemeler tarih boyunca iksa amacıyla kullanılmıştır. Bu malzemelerin kullanımı göçük riskine karşı iyi bir koruma sağlayabilmektedir. Ancak malzemelerin maliyeti, kullanım ömrü ve iksa sisteminin kurulması için harcanan emek gibi unsurlar koruyucu sistem seçiminden önce dikkate alınmalıdır.

Yukardaki görselde ahşap elemanların gösterildiği ahşap iksa kesiti yer almaktadır.
Ahşap iksa kullanımının dışında alüminyum hidrolik iksa sistemlerinin kullanımını da göçük riskine karşı alınabilecek koruyucu önlemlerdendir. Alüminyum hidrolik iksa, ön mühendisliği yapılmış alüminyum hidrolik silindirlerden (takviye kirişleri) oluşan ve dikey raylar ya da yatay raylar ile birlikte kullanılan iksa sistemidir.

Alüminyum hidrolik iksa sistemleri çalışanlar hidrolik iksa sistemini kurup sökmek için kazı içerisine girmek zorunda olmadıklarından güvenlik açısından ahşap iksa sistemlerine göre avantajlıdır. Ayrıca bu sistemlerin hafif olması ve farklı kazı derinlik ve genişliklerine göre kolayca uyum sağlaması diğer bazı avantajlarındandır.

Kazı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği

Yukardaki görselde ahşap elemanların gösterildiği ahşap iksa kesiti yer almaktadır.

 

Kalkan Yerleştirilmesi:

Genellikle çelik bir çerçeveye kaynaklanmış çelik plakalardan oluşan taşınabilir yapıları teşkil eden Kalkanlar/hendek kaplama sistemleri de koruyucu tedbir alternatiflerindir.

Kalkan sistemlerinde kazı yüzünün desteklenmesinden ziyade öncelikli amaç; göçük ya da benzeri bir olay olduğunda kalkanın içerisinde yer alan çalışanın bu olaylara karşı korunmasıdır. Bu sistemde, kazı içerisinde kalkan ile kazı kenarları arasında boşluk bulunduğunda kazı kutusunun yatay yönde hareketinin önlenmesi için bu boşluklar toprakla doldurulmaktadır.

Kurulum ve söküm için özel kaldırma noktalarının yer aldığı kalkanlar ekskavatör ile kaldırılıp indirilerek kazı içerisine yerleştirilmektedir. Kalkanların kurulum, kullanım, söküm ve bakım hususlarında üretici talimatları her zaman dikkate alınmalıdır. Ayrıca üretici talimatları doğrultusunda uygun şartlarda saklanmalı, taşınmalı ve uzman kişi tarafından hasarlara karşı düzenli olarak incelenmelidir.

Gerek kalkanların gerekse yapımı tamamlanmış her çeşit iksa sistemlerinin düzenli şekilde kontrol edilmesi önem arz etmektedir. Örneğin hidrolik iksa’da borulardaki muhtemel sızıntıların, bükülmüş, çatlak ya da kırılmış parça ve kısımların tespiti gerekmektedir. Ahşap iksa’da kusurlu keresteler, çatlamış kaplamalar ve birleşim noktaları yine aynı şekilde kontrol edilmelidir. Kalkanlarda ise yapısal hasarlar, kiriş ve manşonlar üzerindeki kaynaklarda oluşabilecek çatlaklar, deforme olmuş plakalar, bükülmüş veya eksik kirişler ve diğer kusur ve bozulmaların incelenmesine önem verilmelidir. Aşağıda yer alan görselde kalkanda oluşabilecek muhtemel kusurlar gösterilmektedir.

İlginizi Çekebilir:  Kimya Uygulamalarında İş Sağlığı ve Güvenliği

Kazı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği

Kazı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliğinde Diğer Riskler

Kazı çalışmalarında göçük riskinin dışında ciddi yaralanmalara ve ölümlere neden olabilecek daha birçok tehlike ve risk mevcuttur. Dolayısıyla güvenli bir kazı çalışması yapmak için öncelikle çalışmanın her bir aşamasının uzman bir kişi tarafından gözetlenip denetlenmesi ve uzman kişinin çalışanlar ile işbirliği içerisinde onlara gerekli güvenlik talimatlarını vermesi gerekmektedir. Çeşitli tehlike ve risklere karşı dikkate edilecek hususlar şu şekilde sıralanabilir.

• Seviye farkı olan veya düşme sonucu yaralanma ihtimalinin olduğu kazı alanlarında çalışanların düşmelerini engellemek için çalışılan alanın etrafının çevrelendiği, ara ve üst korkuluklardan oluşan yeterince sağlam bariyerler kullanılmalıdır. İnsanların kalabalık olduğu umuma açık yerlerde ise bu işlem derinlik gözetilmeksizin yapılmalıdır. Daha dikkat çekici olması için parlak renkteki bariyerler, çeşitli işaretler kullanılmakta, işaretlerin yeterli olmadığı durumlarda işaretçiler de yerleştirilebilmektedir.

• Kazıya yuvarlanma ya da düşme riski olan malzeme ve ekipmanlar kazı kenarlarından uzakta bulundurulmalı veya gerekli desteklerle tutulmalı ya da her ikisi birlikte yapılmalıdır. Araç ve damperli kamyonlar ise bariyerler, uyarı işaret ve sinyalleri kullanılarak çok daha uzakta tutulmalıdır. Araçların kazıya toprak boşalttığı durumlarda, araç tekerleklerinin arkasına takoz yerleştirilerek ya da benzeri tedbirler ile bu araçların kazı kenarına fazla yaklaşmasının önüne geçilmelidir.

• Oksijen yetersizliği olan veya tehlikeli atmosferin olduğu veya olması beklenen her kazıda ilgili testler yapılmalıdır. Tehlikeli atmosferler kazı yakınında çöp sahası bulunması ve tehlikeli maddelerin kazıya yakın bir yerde depolanmasından dolayı oluşabilir. Ayrıca oksijenin %19,5’tan az ve %23,5’tan fazla olduğu ortamlar, yanıcı gaz konsantrasyonunun alt tutuşma limitinin %20’sinden fazla olduğu durumlar ve konsantrasyonları limit değeri geçen tehlikeli maddeler de tehlikeli atmosfer kapsamındadır. Tehlikeli bir ortamla karşılaşılması durumunda çalışanın buraya girmesine izin verilmemeli, uygun havalandırma sağlanmalı ve çalışan gerekli solunum koruyucu ekipmanlarını aldıktan sonra kazıya girmelidir. Ayrıca bu kazılardaki ortam düzenli bir şekilde test ve kontrol edilmelidir. Bu testler eğer kazının içinde çalışan bir araç varsa ve kaynak, kesme, yakma gibi işlemler yapılıyorsa sıklaştırılmalı, acil duruma karşı her türlü sağlık ve güvenlik araçları bulundurulmalıdır.

• Yeraltı hizmetleri de çalışanlar için büyük tehlike oluşturmaktadır. Gerek elle gerekse kazı makineleriyle yapılacak her türlü kazıdan önce kazı yapılan yerde elektrik kabloları, su boruları, gaz boruları, telefon hatları ve kanalizasyon hattı olabileceği düşünülmelidir. Kazıya başlamadan önce, yeraltı hizmetleriyle ilgili kurum ve kuruluşları başvurulmalı ve bu hizmetlerin yerleriyle ilgili tüm bilgi ve çizimler işe başlanmadan önce alınmalı, ayrıca kazı yapılacak yerde yeraltı hizmetlerine dair bir iz olup olmadığını anlamak için görsel olarak da incelenmelidir. Alınan bu verilerin; aradan uzun yıllar geçmesi, kazı yerinde çok çalışma yapılmış olması gibi nedenlerden dolayı muhtemelen tam bir kesinlik içermediği durumlarda ise yeraltı hizmetlerinin yerlerinin tespiti için uygun yer bulucu cihazlar kullanılmalı ve bu cihazların kullanımı eğitim almış kişiler tarafından yapılmalıdır. Yerleri tespit edilen bu hizmetler, hatları boyunca uygun şekilde işaretlenerek belirtilmelidir. Kazara vurulan elektrik kablosu; tüm çalışanların elektrik şokuna maruz kalmasına, yakındaki gaz hatlarında bir hasar olması durumunda ciddi yangın ve patlamalara sebep olmaktadır.

Bu yüzden bu kablolar, kablo bulucu cihazlar kullanılarak net olarak tespit edilmelidir. Ayrıca gömülü kabloların yerleri hakkında ipucu bulmak amacıyla çevrede bulunan trafik işaretlerine, sokak lambalarına da dikkat edilmelidir.

Elektrik kabloları gibi gaz hatları da ciddi yangınlara ve büyük patlamalara sebep olmaktadır. Gaz sızıntısı duyulması halinde hemen ilgili kurum aranmalı, çalışanların hızlı bir şekilde kazıyı gazın birikmesi ihtimaline karşı boşaltması sağlanmalıdır. Ayrıca ateşlemeye sebep verebilecek çalışan araç motorları gibi cihazlar da hemen durdurulmalıdır.

İlginizi Çekebilir:  Madenlerde İş Sağlığı ve Güvenliği

Su hatlarında meydana gelen bir hasar yarılan borudan su jetinin çıkmasına, kanalın suyla dolmasına dolayısıyla çalışanların boğulmasına, diğer yeraltı hizmetlerinin zarar görmesine ve zayıflayan kazı kenarlarından dolayı göçükler oluşmasına neden olmaktadır. Kanalizasyonlarda ise basınçlı bir akıştan ziyade yerçekiminden doğan bir akış söz konusu olduğu için bu hizmetlere vurulması durumunda karşılaşılacak ana tehlike kirlilik olmaktadır.

Elektrik, gaz, su ve kanalizasyondan kaynaklanan tehlikelerin dışında ayrıca nitrojen, argon gibi çeşitli gazların, zehirli ve yanıcı sıvıların taşındığı borular ve de yaralanma riski düşük olsa da telekomünikasyon hatlarının oluşturduğu tehlikeler de göz önünde bulundurulmalıdır.

• Üstten geçen enerji hatları kazı araçları ve diğer uzun ekipmanlar için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Eğer mümkünse bu hatların altında çalışmaktan kaçınılmalı veya hatlardan geçen akım durdurulmalıdır. Bunlar da mümkün değilse operatör, ekipmanlarla enerji hatları arasında olması gereken asgari uzaklıklara dikkat etmelidir.

Ancak alınan tedbirlere rağmen, ekipman enerji hattıyla temasa geçmişse, aşağıda belirtilen hususlara dikkat etmelidir.

• Ekipmanda kalınmalı, ekipmana ve zemine aynı anda dokunulmamalıdır. Zeminle temas halindeki herhangi bir şeye dokunmak ölümcül olabilir.

• Yardımcı ekipmanları kullanan çalışanlar da o ekipmanda kalmalı, onlar da zemin ve ekipmana aynı anda temastan kaçınmalıdırlar

Diğer çalışanlar da aynı şekilde ekipmandan uzak tutulmalı ve ekipmanın herhangi bir parçasına dokunmamaları konusunda uyarılmalıdır.

• Enerji hattının durdurulması için ilgili kurum ile acilen irtibata geçilmelidir.

• Mümkünse, makinede kalmak suretiyle makine hareket ettirilerek teması kesme denenebilir.

• Eğer teması kesmek mümkün değilse, enerji hattı kapatılana kadar (makine üstünde kalarak) makine hareket ettirilmemelidir.

• Eğer yangın gibi acil bir durum makineyi terk etmeye zorlarsa, ayaklar bitişik bir şekilde açıkça atlanmalıdır. Eğer aynı anda, vücudun bir kısmı zeminle diğer kısmı da ekipmanla temas halinde olursa, akım vücut üzerinden geçer.

• Asla yerde adım atılmamalı ve küçük adımlarla ayaklar sürünerek uzaklaşılmalıdır. Büyük adımlar atılmamalıdır. Zemindeki voltaj farkından dolayı, bir ayak diğerine göre daha yüksek bir voltaj alanında olabilir ve bu fark kişiyi öldürebilir.

Ayrıca bir kaza olunca, kazazedeye ve kazazedeyle temas halinde olan herhangi bir şeye asla dokunulmamalıdır. Mümkünse temas kesilmeli, hemen acil servisler aranmalı ve kazazedenin teması kesilmişse ilk yardım uygulanmalıdır.

• Kazıların giriş ve çıkışları, özellikle acil bir durum olduğunda çalışanların güvenli bir şekilde kaçmalarını sağlamalıdır. Kazılarda güvenli giriş ve çıkışı sağlayan merdivenler, basamaklar, rampalar veya diğer ekipmanlar bulundurulmalı, bunların çalışanlara yakın olması sağlanmalıdır. Ayrıca kazıda bulunan merdivenler kazının 90 cm üzerine uzanmalıdır. Güvenli giriş ve çıkışta kullanılan bu ekipmanlar sağlam bir şekilde monte edilmeli ve çalışan için yeni bir tehlike oluşturmamalıdır.

Aşağıdaki görselde kazı içerisinde yer alan el merdiveni görülmektedir.

• Kazıya su birikmesi ve kazıdaki durgun su kazı kenarlarını zayıflatmakta ve tehlikeli bir durum oluştuğunda çalışanların kaçmasını zorlaştırmaktadır. Kazıya su girişi ve birikmenin engellenmesi için gerektiğinde çeşitli engellerin ve su yollarının açılması sağlanmalıdır. Su tahliyesi için uzman gözetiminde su boşaltma ekipmanı kullanılmalı, yüzey sularının yönleri kazıya su girişini engelleyecek şekilde başka yönlere çevrilmeli, her yağıştan sonra ve çalışanlar kazıya tekrar girmeden önce kazı uzman tarafından kontrol edilmelidir.

• Ekskavatörler, arka kepçeli kazıcılar gibi ağır ve mobil ekipmanlar operatörlerin ve zemindeki insanların yaralanmasına ve ölümüne sebep olmaktadır. Bu makinelerle çalışma sırasında uygun el işaretleri kullanılmalı, bu makinelere binilip inilirken 3 nokta teması kuralına dikkat edilmelidir.

Ayrıca bu araçların sesli uyarı sistemleri bulunmalı ve yakınına görevli olanlar dışındakiler asla yaklaşmamalıdır. Görevliler ise operatör tarafından görülebilecekleri, makineye uygun bir uzaklıkta bulunmalıdırlar.

• Ayrıca kazı yapılan yerin temiz olması kaza oluşmasını engellemede önemlidir. Kazı zemininde bulunan kullanılmayan araç ve gereçler, tahta parçaları, her türlü çöpler ortalıktan kaldırılmalıdır.

İSG HAKKINDA GÜNCEL BİLGİLERİ İSG BÜLTENİ  SİTESİNDEN İNCELEYEBİLİRSİNİZ.

 

Devamını oku

OSGB Makaleleri

İSG ACİL DURUM EĞİTİMİ

Büyük bir acil durum yaşayan işletmelerin yüzde 50’si faaliyetlerine son vermekte, kapanışların yüzde 90’ı ilk iki sene içerisinde gerçekleşmektedir.

Yayınlanma tarihi

-

acil durum eylem planı

İSG ACİL DURUM EĞİTİMİ

Acil Durumlar Neden Yönetilmeli

İşletmelerin her yıl ortalama yüzde 20’si geniş kapsamlı bir faaliyet kesintisi yaşamaktadır. Büyük bir acil durum yaşayan işletmelerin yüzde 50’si faaliyetlerine son vermekte, kapanışların yüzde 90’ı ilk iki sene içerisinde gerçekleşmektedir.

Deprem, heyelan, sel, yangın, iş kazaları, trafik kazaları, terör saldırıları ve sabotajlar nedeniyle kurumlar her yıl ortalama 100 bin dolar kaybetmektedirler. Yaşanan bu afetler ve felaketler can ve mal kayıplarının yanı sıra, geri dönüşü olmayan çevre bozulmalarına da neden olabilmektedir. Acil durumlarda meydana gelen kayıpların para hanesi hariç, diğer kayıplar asla geri doldurulamaz. Ölmüş bir çalışanı bir daha diriltemezsiniz ya da petrol ile kirlenmiş bir denizi, onlarca yıl eski haline getiremezsiniz.Bu nedenledir ki afet ve felaketlere hazırlıklı olmak, acil durumlara yönelik planlamaları yapmak, varsa bu planlamaları tekrar gözden geçirmek ve bunun “Acil Durum Yönetim Sistemi” kavramı açısından ele alınması gerekmektedir.

1.2 Kurumsal Acil Durum Planları

İşletmelerde, yarattıkları etki ve alınacak tedbirlerin derecelerine göre, farklı acil durum planları hazırlanmaktadır. Ancak benzer acil durumlar için değişik isimlerde birden çok acil durum planının hazırlanması işletmelerde karışıklığa sebep olmakta ve gerçekte hiçbiri efektif olarak çalışmamaktadır. Birbirinden bağımsız ama aynı olay üzerine odaklanan planlar farklı kurum onayına gitmekte ve hükümetin farklı birimleri tarafından birbirinden bağımsız olarak denetlenmektedir.

1.2.1 Acil Durum Plan Çeşitleri

Bugün, acil durumlarla ilgili olarak yasalara bakıldığında, işletmelerde çok farklı yasal gerekliliklerin mevcudiyeti ile karşılaşırız ve bunların hemen hepsi bir şekilde, işletmelerdeki acil durumlarla ilgilidir. Örneğin işletmeler; 5188 Sayılı Özel Güvenlik Yasası’na göre “Koruma ve Güvenlik Planı”, Sabotajlara Karşı Korunma Yönetmeliği’ne göre, “Sabotajlara Karşı Korunma”, Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik’e göre “Dahili Acil Durum Planı”, İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik’e göre “Acil Durum Planı”nı hazırlamak zorundadır.

İlginizi Çekebilir:  İlkyardım Nedir ve Önemi

Peki, sabotaj senaryosu durumunda hangi acil durum planı işletilecektir? Acil durum planı mı, sabotaj planı mı, yoksa sivil savunma planı mı? Ayrıca, söz konusu raporları hazırlarken, “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik”, “İlk Yardım Yönetmeliği”, “Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezleri Yönetmeliği” gibi ilave birçok yönetmelik daha kullanılmak zorunluluğu bulunmaktadır.

1.3 Acil Durum Yönetim Sistemi

Ülkemizdeki acil durumu ilgilendirecek birden çok planın bulunması ve dolayısıyla oluşan zorlukları ve karışıklıkları önlemek için tüm acil durum senaryolarını içeren, olayın vahametine göre derecelendirilen, tek bir master planın hazırlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Tüm bunlar için ise acil durumlarda sistem yaklaşımı gerekmektedir.

İyi bir acil durum yönetim sistemi planlanırken afet öncesinde yapılması gerekenler, afet sırasında yapılması gerekenler ve afet sonrasında yapılması gerekenler göz önünde bulundurulmalıdır ve planlamanın her bir adımı buna göre yapılmalıdır.

1.3.1 Acil Durum Öncesi Planlama

Afet öncesi işin planlama kısmıdır ve herhangi bir potansiyel tehlikenin zararlarını azaltma, müdahale etme ve normal hayata dönmek için gerekli çalışmalar bu aşamada yapılmalıdır. Yani binanın yapısal ve organizasyonel olarak hazırlıkları bu aşamada yapılır.

Ülkemizdeki duruma bakılırsa; en çok “…mış gibi” yapılan kısım burasıdır. Görünüşte tüm kurum ve kuruluşların Acil Durum Eylem Planları vardır ancak neredeyse hemen hepsi gerçek bir durumunda işe yaramayacak olan planlardır. Yapısal olarak işletmelere bakıldığında, genelde acil durum kapıları yok ya da olması gerekenden çok uzakta konumlandırılmış (mesela pencereler veya balkon kapıları acil çıkış kapısı olmuş), ya üzerine kilit vurularak çıkış imkânsız hale getirilmiş ya da kaçış güzergâhları kiler haline getirilerek, acil durumda kullanılamaz halde olduğu gözlemlenmektedir.

Organizasyonel olarak bakınca ise çoğu zaman sadece bir ekip kurulmuş olduğu, bu ekiplerin almaları gereken eğitimleri layığıyla almadığı, bazen çalışanın acil durum ekibinde olduğundan haberinin olmaması, acil durumda nasıl koordine olacağını ekibin bilmiyor olması, ekiplerin sadece yangına göre hazırlanmış, diğer acil durumlardan bihaber olduğu durumları ile karşılaşılıyor.

İlginizi Çekebilir:  TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

Yapılan tatbikatlar ise çoğunlukla sadece yangın tahliye tatbikatı olup, yönetmelikte istenilen “acil durum tatbikatlarını” temsil etmemektedir.

Genel olarak bakıldığında bunun en bariz örneği inşaatlarda yaşanmaktadır. Birçok taşeronun bulunduğu inşaat alanlarında acil durum planları kâğıt üstünde bulunmakta, tatbikatlar layığıyla yapılamamakta, yüksek orandaki işçi değişiminden ötürü ekipler istenildiği gibi yetiştirilmemekte ve sonuç olarak hiçbir zaman işe yaramayan “…mış gibi” acil durum yönetimi yapılmaktadır.

Devamını oku

OSGB Makaleleri

PATLAMADAN KORUNMA DOKÜMANI NEDİR? NASIL HAZIRLANIR?

Yayınlanma tarihi

-

Patlamadan Korunma Dökümanı

Patlamadan Korunma Dökümanı Nedir?

Bilindiği üzere 30 Nisan 2013 tarih ve 28633 sayı ile Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik ile çalışanları sağlık ve güvenlik yönünden işyerlerinde oluşabilecek patlayıcı ortamların tehlikelerinden korumak için alınması gereken önlemlere ilişkin usul ve esasları düzenlenmiştir.

Peki, bu yönetmelikte geçen “patlayıcı ortam” kavramı nedir? Bu sorunun cevabı yönetmeliğimizde şu şekilde ifade edilmiştir:Patlayıcı ortam: Yanıcı maddelerin gaz, buhar, sis ve tozlarının atmosferik şartlar altında hava ile oluşturduğu ve herhangi bir tutuşturucu kaynakla temasında tümüyle yanabilen karışım.
Patlamadan Korunma dokümanı hazırlarken referans aldığımız başlıca 2 adet standart vardır.

Tozlu Ortamlar Standardı’na göre ise patlayıcı tozlu ortam, tutuşma sonrasında kendi kendine devam eden bir yayılmaya imkân veren toz biçimindeki alevlenebilir maddelerin atmosferik şartlar altında havayla karışım. Yukarıda bahsedilen tarif ve tanımlara göre patlayıcı ortam kısaca yanıcı maddelerin hava ile karışımıdır diyebiliriz. Tabi ki bu tanımlama kendi başına yeterli değildir ama akılda kalıcı olması açısından en basit şekilde böyle tariflenebilir.

Yönetmeliğimiz; MADDE 10 – (1) İşveren, 6’ncı maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirirken, ikinci fıkrada belirtilen hususların yer aldığı Patlamadan Korunma Dokümanını hazırlar. Hükmüyle işverene Patlamadan Korunma Dokümanı hazırlama zorunluluğu getirmiştir.
Patlamadan Korunma Dokümanının tarifi ise yönetmeliğimizde “İşyerlerinde oluşabilecek patlayıcı ortamların tehlikelerinden çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla hazırlanan doküman” olarak tariflenmiştir.

Patlamadan Korunma Dokümanını Kim Hazırlar?

Yönetmeliğimizin Ek-2 Çalışanların Sağlık Ve Güvenliklerinin Patlayıcı Ortam Risklerinden Korunması İçin Asgari Gerekler başlığı altında Madde 2.8 de… Patlama yönünden güvenliğin sağlandığının kanıtlanması, patlamadan korunma konusunda eğitim almış ve/veya deneyimli ehil kişilerce yapılır denilmektedir. Yönetmelik eğitim almış veya ehil olan kişilerin PKD hazırlayabileceğini belirtiyor. Eğitim almış olmanın ispatını iş müfettişlerimiz “Eğitim Katılım Sertifikası”nın olmasını yeterli görmektedir. Bu konuda bir eğitime katılmanın, yeterli bilgi birikimine ulaşılması anlamına gelmediğini düşünmekteyim.

Eğitim sonrası yapılacak bir sınav ile sadece başarılı olanların bu dokumanı hazırlamak için gerekli yetkinliğe ulaşabileceği kanaatindeyim. Yönetmeliğin “deneyimli ehil kişi” diye bahsettiği konuda da bir açıklama yapılmamıştır. Bu konuda Gaz Atmosferler standardı 4.4 Personelin yetkinliği başlığı altında şöyle tarif edilmiş:

Bunlar;

1. 60079-10-1: 2015 Patlayıcı ortamlar – Bölüm 10-1: Alanların sınıflandırılması – Patlayıcı gaz ortamları (Bundan sonra Gaz Ortamlar Standardı olarak bahsedilecektir)

2. 60079-10-2: 2015 Patlayıcı ortamlar – Bölüm 10-2: Alanların sınıflandırılması – Patlayıcı tozlu ortamlar (Bundan sonra Tozlu Ortamlar Standardı olarak bahsedilecektir)

“Alan sınıflandırması, alevlenebilir maddelerin özelliklerinin,gaz/buharın dağılma prensiplerinin birbiriyle alakası ve önemini kavrayan kişilerce ve proses ve donanıma aşina olan kişilerce yapılmalıdır. Bu durum, elektrik ve makina mühendisleri gibi diğer teknik mühendisler için ve alan sınıflandırma prosesinin bir parçası olan ve bu proses üzerinde bir etkisi olan,güvenlikle ilgili özel sorumluluklara sahip personel için yararlı olabilir. Personelin yetkinliği, alan sınıflandırmasının gerçekleştirilmesi için kullanılan yöntem ve tesisin yapısı ile alakalı olmalıdır.”

İlginizi Çekebilir:  İşe Giriş Sağlık Raporu

Bu standartlarda ise patlayıcı ortamın tarifi şu şekilde yapılmıştır:

Gaz Ortamlar Standardına göre patlayıcı ortam, tutuşma sonrasında alevin kendi kendine devam edecek şekilde yayılmasına imkân veren, gaz, buhar, toz, elyaflar veya uçuşan parçacıklar biçimindeki alevlenebilir maddelerin atmosfer şartları altında hava ile karışım.

Özetle ehil kişi, dokümanı hazırlayacağınız sektörün kimya, proses ve donanımına aşina olan kişidir denilebilir. Yine sıklıkla “iş güvenliği uzmanı ehil midir?” sorusu gelmektedir. Yukarda bahsedilen konular ışığında iş güvenliği uzmanlığı eğitimlerimizde patlayıcı ortamların riskleri konusunda detaylı bir eğitim verilmemektedir. Eğitim müfredatında sadece yüzeysel bilgiler  yer almaktadır. Bu bilgiler ile PKD hazırlanması mümkün değil dir. İş güvenliği uzmanın standartta belirtildiği şekilde ehil kişi kavramını karşıladığını gösteren kanıtı sunması halinde PKD hazırlayabilir.

NERELERE PATLAMADAN KORUNMA HAZIRLANIR?

Yönetmelik kapsamında belirtilen; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamına giren ve patlayıcı ortam oluşma ihtimali bulunan işyerlerine PKD hazırlanır. Bunun yanında yönetmeliğimiz bazı konuları kapsam dışına itmiştir. Bu konulara kısaca bakacak olursak Madde 2’de kapsam dışı konulara şu şekilde değinilmiştir;

a) Hastalara tıbbi tedavi uygulamak için ayrılan yerler ve tıbbi tedavi uygulanması,

İlk bakışta hastaneler kapsam dışında tutuluyormuş gibi görünse de parlayıcı, patlayıcı kimyasalların tedavi amaçlı olarak poliklinik, muayenehane, ameliyathane gibi bölümlerde kullanılması kapsam dışıdır. Bu kimyasalların depolandığı yerler ile hastanede kullanılan parlayıcı, patlayıcı kimyasallar, yakıt tankları gibi patlayıcı ortam oluşturabilecek kimyasallar PKD kapsamında değerlendirilmelidir.

b) 1/4/2011 tarihli ve 27892 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gaz Yakan Cihazlara Dair Yönetmelik (2009/142/AT) kapsamında yer alan cihazların kullanılması, Brülör, fırın, doğal gaz sobası gibi zaten içinde yanmanın gerçekleştiği cihazlarda patlayıcı ortam riski bu yönetmelik kapsamında değerlendirilmez. AT tip onayı ve CE işareti olan bu tür cihaz ve donanımları kapsam dışındadır.

c) Patlayıcı maddelerin ve kimyasal olarak kararsız halde bulunan maddelerin üretilmesi, işlemlerden geçmesi, kullanımı,depolanması ve nakledilmesi,

Patlayıcı maddeden kasıt askeri mühimmat diye genel olarak tarif edeceğimiz patlayıcılardır. Kimyasal olarak kararsız maddeler ise radyoaktif maddelerdir. Bu tür maddeler patlamak için ortamdaki oksijene ihtiyaç duymazlar. Haliyle yönetmelik kapsamında belirtilen patlayıcı ortam oluşturmazlar. Bu tür kimyasal maddeler ile ilgili ayrıca kendi mevzuatları vardır ve bu konuda kapsam dışı bırakılmıştır.

ç) Sondaj yöntemiyle maden çıkarma işleri ile yeraltı ve yerüstü maden çıkarma işleri,

Bu tür işler Maden Kanunu kapsamında belirtildiği şekilde değerlendirilir. Bu yönetmelik kapsamında değerlendirme yapılmaz.

d) Patlayıcı ortam oluşabilecek yerlerde kullanılan her türlü taşıma aracı hariç, uluslararası antlaşmaların ilgili hükümlerinin uygulandığı kara, hava ve suyolu taşıma araçlarının kullanılması,

İlginizi Çekebilir:  TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

Petrol istasyonlarında kullanılan akaryakıt tankerleri bu kapsamda değerlendirilir fakat; uluslararası taşımacılık hükümlerinin uygulandığı tehlikeli maddelerin taşınması, ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilir. Yönetmeliğimiz bu konuları kapsam dışına itmişken 6007910-1:2015 standardı Bölüm 10-1: Alanların sınıflandırılması

– Patlayıcı gaz ortamları bölümünün 1. Kapsam maddesinde yani uluslararası düzeyde kapsam dışı konular şu şekilde sıralanmıştır:

a) Grizu riskiyle karşı karşıya kalan maden ocakları, Yönetmelikte belirtildiği gibi maden işleri kapsam dışıdır
b) Patlayıcıların işlenmesi ve imalatı, Askeri mühimmat başta olmak üzere oksijene ihtiyaç duyma-
yan patlayıcılar kapsam dışıdır.

c) Bu standart kapsamındaki olağan dışı durumlar kavramının ötesindeki yıkımsal arızalanmalar veya nadiren meydana gelen işlev bozuklukları, (bk. Madde 3.7.3 ve Madde 3.7.4) 3.7.3 nadir görülen işlev bozukluğu: yalnızca nadir durumlarda meydana gelebilen işlev bozukluğu tipi 3.7.4 yıkımsal arıza: proses tesisi ve kontrol sisteminin ta-
sarım parametrelerini aşan, bunun sonucunda alevlenebilir madde salınımına yol açan bir olay

PKD hazırlanırken ya mevcut tehlikeli durum değerlendirilir (örneğin musluktan akan patlayıcı kimyasal, boya tabancasından püskürtülen boya – tiner karışımı, benzin – mazot – LPG tabancaları gibi) ya da bir senaryo sonucu oluşabilecek patlayıcı ortamın patlama riski değerlendirilir. Senaryo bazlı değerlendirmelerde genellikle sızdırmazlık elemanlarının (conta, salmastra gibi) bulunduğu noktalarda zamanla ya mekanik hareket (vana açma kapama, pompa mili sürtünmesi gibi) ya da kimyasalın korozif etkisi, basınç ve sıcaklık gibi bir etki ile aşınması sonucu meydana gelebilecek bir açıklık nedeniyle meydana gelebilecek patlama riski ele alınır. Bakım yapan personelin elindeki İngiliz anahtarını doğalgaz borusunun üzerine düşürerek birkaç milimetrekarelik bir açıklık meydana getirmesi neticesinde bir patlamanın meydana gelmesi senaryosu değerlendirilmez. Ya da forkliftin tiner variline çarparak yere tinerin dökülüp forkliftin egzozundan çıkan kıvılcımla yanması değerlendirilmez.

d) Tıbbi amaçlar için kullanılan odalar

Yönetmeliğimizdeki gibi muayenehane, poliklinik ve ameliyathane gibi tedavi uygulanan yerler kapsam dışıdır.

e) Örneğin yemek pişirme, su ısıtma ve benzeri kullanımları olan cihazlarda sadece düşük basınçlı yakıt gazının kullanıldığı, tesisatın ilgili gaz yönetmelikleriyle uyumlu olduğu ticari ve endüstriyel uygulamalar, Bu madde birkaç konuya açıklık getirilerek daha kolay anlaşılabilir. Öncelikle ticari ve endüstriyel tesislerin tesisatının ilgili gaz yönetmelikleri ile uyumlu olması gerektiği belirtilmiştir. Sanayide en çok kullanılan gaz doğalgaz olduğu bilindiğine göre, doğalgaz tesisatı üzerinden örnekleme yapalım. Doğalgaz tesisatı DOĞAL GAZ PİYASASI DAĞITIM VE MÜŞTERİ HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ kapsamında kurulur ve işletilir. Tesisat bu yönetmelikle uyumlu olmak zorundadır. Zaten gaz açma işlemi bir dizi onay süreci sonucunda test edilerek yapılmaktadır. Doğalgaz, işletmelerde genellikle su ısıtma ve yemek yapma gibi gayeler ile kullanılmaktadır. Standardın bu maddesinde düşük basınç tabiri kullanılmış, düşük basınç ile ne kadarlık bir basınç kastedildiği belirtilmemiştir. Bu konuda BASINÇLI EKİPMANLAR YÖNETMELİĞİ basıncı 0,5 bar’dan daha büyük olan basınçlı ekipmanları tarif etmektedir. Bu yönetmeliğe göre Basıncı 0,5 bar’ın üzerinde olan ekipmanlar basınçlı ise altında olan ekipmanlar düşük basınçlıdır yaklaşımı sergilenebilir.

İlginizi Çekebilir:  Kimya Uygulamalarında İş Sağlığı ve Güvenliği

Sanayide kullanılan doğalgazın basıncı en son regülatörde genellikle 300 mbar’a düşürülmektedir. Doğalgaz tesisatının 500 mbar altına düşürüldüğü noktadan itibaren ve doğalgazın kullanıldığı gaz yakan cihaz da dahil olmak üzere kapsam dışı olarak düşünülebilir. Bu şekilde kapsam dışı olarak ele almayıp hesap yapacak olursak da hesaplamalar genellikle patlayıcı ortam oluşmadığını göstermektedir.

f) Mesken olarak kullanılan binalar Evler zaten 6331 Sayılı İş sağlığı ve güvenliği kanunu kapsamına girmemektedir.

g) Yanıcı tozların veya uçuşan yanıcı parçacıkların varlığı nedeniyle bir tehlike ortaya çıkabileceği, ancak hibrid bir karışımın değerlendirilmesinde bazı prensiplerin kullanılabileceği yerler (bk IEC 60079-10-2) Hibrit karışımlar tozlu ortam standardı kapsamında değerlendirilir. TS EN 60079-10-2 Patlayıcı ortamlar – Bölüm 10-2: Alanların sınıflandırılması – Patlayıcı tozlu ortamlar standardındaki kapsam dışı konulara göz atacak olursak;

Yeraltı madencilik alanları, Yönetmeliğimiz ve Gaz Atmosferler standardı da kapsam dışı bırakmıştı.
Piroforik maddeler, itici gazlar, piroteknik, mühimmat, hidrojen peroksitler, oksitleyiciler, su ile tepkimeye giren elementler ya da bileşikler ya da diğer benzeri malzemeler gibi yanma için atmosfer oksijeni gerektirmeyen patlayıcı tozlar.

Bu maddede patlayıcı ortam tabiri çeşitli örneklerle detaylandırılmıştır. Oksijensiz yanma sonucu oluşan patlama kapsam dışıdır.

Bu standard kapsamındaki olağan dışı durumlar kavramının dışındaki yıkımsal bozulmalar,

Gaz atmosfer standardında ayrıntılı bir şekilde açıklamıştık. Senaryo bazlı değerlendirmelerde belirli kriterlere uymak gerekir.

Tozdan dolayı zehirli gaz yayılmasından kaynaklanan herhangi bir risk.

Bu tür riskler iş sağlığı ve güvenliği kapsamında değerlendirilir. Yukardaki bilgiler ışığında PKD hazırlanması gereken yerler ve sektörleri örnekleyecek olursak;

• Petrol rafinerileri
• Akaryakıt ve LPG dağıtım terminalleri
• Akaryakıt ve LPG ikmal İstasyonları
• Akaryakıt, LPG, CNG, LNG tankları
• Yanıcı her türlü sıvı, gaz ve tozun depolandığı yerler
• Buğday, arpa, mısır gibi tahılların depolandığı silolar ile işlem
gördüğü yerler

• Boya, tiner üretimi yapılan ve uygulanan yerler (Patlayıcı kimyasal içeren)

• Alkol ve bileşikleri ile işlem yapan yerler (Patlayıcı kimyasal içeren)
• Elektrostatik toz boya yapan yerler
• Matbaalar
• Motorlu araç servisleri
• Deterjan imalathaneleri
• Akü şarj alanları

Yanıcı sıvı, gaz ve tozların hava ile karışarak patlayıcı ortam oluşturduğu tüm ortamların patlama riski yönetmelik kapsamında değerlendirilmelidir.

 

 

Devamını oku

OSGB Makaleleri

İş Güvenliğinizi Arttırmak İçin 5 Adım

İşyerinizde insan kaynakları ve yönetim departmanında yer alıyorsanız güçlü bir iş güvenlik kültürü yaratmanız ve desteklemeniz konusundaki katılımınız ekip üyelerinin güvenliği için oldukça önemlidir.  Güçlü bir güvenlik kültürü deneyimine sahip olan işletmeler, iş yerlerindeki risklere karşı daha dayanıklıdır. Bu durumda iş kazası yaşanma olasılığı oldukça düşüktür. 

Yayınlanma tarihi

-

İŞ Güvenliğinizi Arttırmak İçin 6 Adım

İşyerinizde insan kaynakları ve yönetim departmanında yer alıyorsanız güçlü bir iş güvenlik kültürü yaratmanız ve desteklemeniz konusundaki katılımınız ekip üyelerinin güvenliği için oldukça önemlidir.  Güçlü bir güvenlik kültürü deneyimine sahip olan işletmeler, iş yerlerindeki risklere karşı daha dayanıklıdır. Bu durumda iş kazası yaşanma olasılığı oldukça düşüktür.

1.Temel Değerlendirme Yapın

İş güvenliği programlarınızın  güçlü ve zayıf yönlerinin nerede olduğunu anlamak, iyileştirme fırsatlarını vurgulamanıza yardımcı olacaktır. Böylelikle daha değerli sonuçlara ulaşarak daha bilinçli iş sağlığı ve güvenliği programları geliştirebilirsiniz.

 

2.İş Güvenliği Şampiyonu Atayın

İş güvenliği girişimlerinizi yönlendirmek ve denetlemek için konumlarınızın her birinde belirlenmiş bir Güvenlik Şampiyonu bulundurun. Bu birey, mevcut güvenlik programlarınızda, ilk değerlendirmeden elde ettiğiniz bulgularda deneyim sahibi olmalı ve gelişim planlarınızı desteklemelidir. Ayrıca, konumlarına bakmaksızın girişimlerle uyumlu olmalarını sağlamak için tüm Güvenlik Şampiyonları için düzenli güvenlik toplantıları yapılması önerilir.

3.Çalışan Eğitimi

İşletmenizdeki emniyet vizyonunuzla aynı hizada olan ön saflardaki işçilere ve liderlik ekibine çalışan eğitimi oturumları sunun. Çalışanlarınızın eğitimine yatırım yapmak, şirketinizin güvenliğe olan bağlılığını vurgulayacak ve iş güvenliği girişimlerinize öncelik verilmesini sağlayacaktır. Hangi eğitim kurslarını vereceğinizden emin değil misiniz?

4.Çalışan Katılımı

Bir İş güvenlik stratejisi geliştirmedeki en zor şeylerden biri çalışanların güvenlik çabalarına dahil olmalarını sağlamaktır. Çalışanların katılımını sağlamak için birkaç öneri:

  • Çalışanlardan, hangi güvenlik stratejilerini kullandıklarını (özellikle de neyin iyi çalıştığını ve neyin işe yaramadığını) haftalık / aylık olarak rapor etmelerini isteyin.
  • Güvenliği herkesin aklında ön planda tutmak için her toplantıya bir Güvenlik İpucu veya Güvenlik Hikayesi ile başlayın.
  • İş Güvenliği prosedürlerini dikkate alan çalışanları ödüllendirin. Bu hareketiniz diğer çalışanlara teşvik edici bir yaklaşım olacaktır.

5.İyileştirmeyi Ölçmek

İş yerinizde güvenlik kültürünü geliştirmek için bir plan oluşturduktan sonra, sürecinizi gerektiği gibi değerlendirmek, ölçmek ve ayarlamak çok önemlidir. Tüm ekip üyeleri güvenlik prosedürü konusunda doğru şekilde eğitilmeyi ve çalışırken kendilerini güvende hissetmeyi hak ediyor.

İlginizi Çekebilir:  TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

 

 

Devamını oku

Trending