Biyolojik Risk Etmenleri

İSG Biyolojik Risk Etmenleri

İş Sağlığı ve Güvenliği açısından, özellikle sağlık, tarım ve hayvancılık sektörleri biyolojik risk etmenlerinin çok fazla görülebildiği ortamlardır. Bu çalışmada biyolojik risk etmenlerinin içeriğinden, mevzuatta geçen gruplandırılmasından ve maruz kalındığında sebebiyet vereceği bazı hastalıklardan bahsedilmiştir. Biyolojik risk etmenlerinin maruziyetinden sonra meydana gelebilecek hastalıklara karşı önceden alınacak tedbirlerin önemi vurgulanmıştır.

Çalışma yaşamında biyolojik risk etkenleri denildiğinde akla, herhangi bir enfeksiyona, alerjiye veya zehirlenmeye neden olabilen,  mikroorganizmalar, hücre kültürleri ve insan parazitleri gelir.

Mikroorganizma, Mikroskobik (çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olup ancak mikroskop ile görülebilen) organizmaların genel adıdır. Hücre kültürü, hücrelerin kontrollü şartlar altında yetiştirilmesi sürecidir. Pratikte hücre kültürü terimi, çok hücreli ökaryotlardan özellikle hayvan hücrelerinden kaynaklanan hücrelerin kültürlenmesi için kullanılmaktadır. Antropod ise; dış iskelete parçalı bir gövdeye eşleştirilmiş eklemli uzantılara sahip omurgasız bir hayvandır. Günlük hayatta, insan parazitleri olarak da adlandırılmaktadır.

Bu canlıların kendileri oldukça küçük, etkileri ise aksine oldukça büyük olabilir. Sınıflandırmaları enfeksiyon risk düzeyine göre
dörde ayrılır:
Grup 1 biyolojik etkenler: İnsanda hastalığa yol açma ihtimali bulunmayan biyolojik etkenler.
Grup 2 biyolojik etkenler: İnsanda hastalığa neden olabilen, çalışanlara zarar verebilecek, ancak topluma yayılma olasılığı olmayan, genellikle etkili korunma veya tedavi imkânı bulunan biyolojik etkenler.
Grup 3 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma riski bulunabilen ancak genellikle etkili korunma veya tedavi imkânı olan biyolojik etkenler.

Grup 4 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma riski yüksek olan ancak etkili korunma ve tedavi yöntemi bulunmayan biyolojik etkenler.

Mevzuat

Bazı sektörlerde üretim süreçlerinde biyolojik etkenler kullanılmaktadır. Bazı sektörlerde ise yapılan işin doğası gereği biyolojik etkenler ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 78’inci maddesine dayanılarak, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına giren iş yerlerinde, çalışanların yaptıkları işlerden dolayı biyolojik etkenlere maruz kaldıkları veya maruz kalabilecekleri işlerde uygulanması amacıyla 10.06.2004/ 25488 tarih ve sayıyla Resmî Gazete’de “Biyolojik Etkenlere Maruziyet Riskle-rinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik” yayınlanmıştır. Söz konusu etkenler insana/çevreye topluma az veya çok zarar verebilir. Bu bakımdan, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alındığı tüm şirketlerde ve alanlarda biyolojik risk etmenleri, yetkili uzmanlar veya işyeri yetkilileri tarafından tanımlanabilmelidir.

Biyolojik Risk Etmenlerine Maruz Kalınan Sektörler

Biyolojik Risk etmenleri vücuda solunum yolu, sindirim veya deriden absorpsiyonla, gözlerden, mukoz membran ya da yaralardan (hayvan ısırıkları, iğne batması vb.) girebilir ve insan  sağlığını farklı yollardan, hafif veya ölüme kadar gidebilen alerjik reaksiyonlara ve hastalıklara neden olarak olumsuz yönde etkileyebilirler.

Biyolojik risk etkemlerine maruz kalınabilen sektörler şu şekildedir: Gıda üretim ve işleme. Tarımsal ürün yetiştirme, üretme, paketleme ve depolama. Hayvan bakımı ve sağlığı. Hayvansal ürünleri işleme. Laboratuvar hayvanlarının yetiştirilmesi ve bakımı. Klinik ve veteriner sağlık hizmetleri. Klinik ve araştırma laboratuvarları. Günlük ve kişisel bakım merkezleri Atıkların işlenmesi, toplanması ve yok edilmesi.

Biyolojik risk etmenlerine maruziyet sonucu, maruz kalınan risk etmeni enfeksiyon risk grubuna ve maruziyet süresine de bağlı olarak çalışanlarda ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Bu iş kollarında çalışanlar ve biyolojik risk etmenlerine maruz kalanlarda oluşabilecek hastalıklara örnek verecek olursak:

Hastane çalışanları: HIV, HepatitB, Herpesvirüs, Rubellave Tbc. Tarım sektöründe çalışanlar: Kronik Bronşit, astım, hipersensitif pnömoni, organik toz sendromu, KO-AH, konjunktivit, rinit, alerjik dermatit. Atık işlenmesi, toplanmasında görev alanlar: Hepatit B, alerjik dermatit vb.

İş sağlığı ve güvenliği kültürünün uygulandığı sektörlerde; biyolojik risk etmenlerinin bulunduğu ve/veya oluşması muhtemel olduğu durumlarda öncelikle genel önlemlerin alınması gereklidir. Periyodik taramalarla duyarlı kişilerin saptanması, çalışırken uyulacak kuralların belirlenmesi, personel eğitimi, laboratuvar mimari yapılarının işlevlerine uygunluğunun sağlanması, uygun dezenfeksiyon önlemleri ve aşılanma uygulanabilecek genel önlemlere örnektir.

Genel önlemler alındıktan sonra sektör konusuna ve yapılan iş/üretilen ürüne uygun spesifik uygulamaların gerçekleştirilmesi gereklidir. Bunun dışında, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından biyolojik riskler ve korunma yöntemleri ile ilgili örnek dokümanlar hazırlanması, sektör çalışanlarına ve yetkililerine faydalı bir rehber olabilir ve çalışanların farkındalığı arttırılabilir. Ayrıca, Türkiye’de meslek hastalıkları vakalarının tümü kayıtlara geçirilmemektedir. Oysa meslek hastalıkları konusundaki doğru verilerin tespit edilmesi, çalışanların hastalıklara yakalanmasını önleyecek ve hayatlarının kurtarılmasını sağlayacaktır. Bu sebeple Türkiye’de iş sağlığı ve iş güvenliği verilerinin toplanması ve kullanılmasının iyileştirilmesi için farklı yöntemler geliştirilmedir.