Takip Edin

OSGB Makaleleri

İlkyardım Nedir ve Önemi

Yayınlanma tarihi

-

İlkyardım Nedir ve Önemi

İlkyardım Nedir?

İlkyardım Eğitimi, Herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın, mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalardır.

İlkyardım Önemi

Normal yaşantımızda her zaman kazalarla karşı karşıya kalma olasılığımız mevcuttur. Böyle durumlarda bulunduğunuz konumdaki en yakın sağlık kuruluşuna gitmeyi beklemek hastanın iyileşmesini aksatabilir yada ölümüne sebep olabilir. Toplumsal olarak temel ilkyardım bilgilerini edinebilirsek toplum sağlığı bakımından önemli bir dım atmış oluruz.

İlkyardım yaparken telaşlı olmamak ve ilkyardım yapılacak kişiye daha fazla zarar vermemek önceliğimiz olmalıdır. Unutulmaması gereken en önemli madde uygulama sırasında kesinlikle ilaç kullanılmamalıdır.

Aşağıdaki bazı ilkyardım tekniklerini bilmek, çevrenizde acil bir durum yaşandığından hayat kurtarmanız için işinize yarayabilir.

İlkyardım nasıl yapılır resimli bir şekilde aşağıda inceleyebilirsiniz.

İlkyardım – Heimlich Manevrası

Solunum yolu tıkanıkları gibi olaylarda etkili ilkyardım uygulamalarındandır. Heimlich manevrası kimlere uygulanır?, bilinci açık ve bilinci kapalı bireylere ayrıca bebeklere ve kendi kendimize değişik şekillerde uygulanabilir.

En çok görünen kazalardan biride soluk borumuza tıkanan cisimlerdir. Öksürerek tıkanan cisimler çıkarılamıyorsa kesinlikle heimlich manevrası uygulanmalıdır. Heimlich manevrası uygulayabilmek için hastanın ayakta yada oturur şekilde arka tarafdan sarılmak gerekmektedir. Bir elin başparmağı midenin üstüne gelecek şekilde yumruk yapılır ve diğer el ile kavranır. Yumruk yaptığımız eli, içe ve yukarı olacak şekilde 5-6 kez kuvvetli şekilde kendimize doğru çekerek tıkayan cisim çıkartılmaya çalışılır.

 

ilkyardım nedir önemi nedir ?

 

Resimde gördünüz işlem tıkanan cisim çıkana kadar yada ilkyardım ekiplerine gelene kadar hastaya uygulanmalıdır.

İlkyardım Teknikleri – Suni Solunum

Suni solunum diğer adıyla yapay solunum yada suni teneffüs olarak bilinmektedir. Yaşanan hastalık veya kaza sonunda bireyin solunumu durabilir. Olağan durumlarda 5 yada 10 dakika süreyle beyine oksijen gitmemesi sebebiyle beyinde kalıcı hasarlar yada beyin ölümü yaratabilir. Bu yüzden suni solunum ilkyardım tekniği kesinlikle öğrenilmelidir.Yaralının bilinci kapalıysa ve nefes almıyorsa yapılması gereken ilk müdahale beynin oksijensizlikten zarar görmemesi için akciğerlere su­ni teneffüs ile hava göndermek olmalıdır.

İlginizi Çekebilir:  Heimlich Manevrası

Kimlere suni solunum yapılmalıdır? Öncelikle nefes alan hastaya kesinlikle suni solunum yapılmamalıdır. Peki hastanın nefes alıp almadığını nasıl öğrenebilirsiniz? Hastanın nefes alıp almadığını göğüs hareketlerinden izleyebilirsiniz, nefes alıp verişini dinlemek ve ağzına cam tutarak camın buğulanıp buğulanmadığını kontrol etmek şeklindedir.

Suni teneffüs yaparken yaralı­nın çenesi yukarı kaldırılır, ağız tam olarak açılıp burun delikleri sıkılarak kapatılır. Derin bir soluk alınıp yaralıya ağızdan nefes verilir. Bu arada yaralının göğsünün yükselip yükselmediği kontrol edilir. Göğüs yükselmiyorsa, solunum yolunu tıkayan bir cisim olabilir.

 

 

 

ilkyardım nedir önemi nedir

 

Suni solunum hasta kendine gelene kadar yada ilkyardım ekibi olay yerine ulaşana kadar uygulanmalıdır.

İlkyardım Teknikleri – Rentek Manevrası

Rentek tekniği en fazla tarfik kazaları sonucu aracın içine sıkışan bireylere uygulanmaktadır. Genelikle trafik kazalarının yaşandığı olay yeri bir panik ortamına bürünür bu telaşla birlikte bir çok trafik kazasında, yaralılar kurtarma ve araçtan çıkarma sırasında daha fazla zarar görerek hayatını kaybeder veya kalıcı olarak sakatlık yaşarlar. Bu durumun sebebi yaralı kişinin araçtan çıkarılması esnasında omurilik bölgesine zarar verilmesi ve felç olmasıdır. Rehntek tekniği tam bu sırada devreye girmektedir araç içindeki yaralıyı omurilik bölgesine zarar vermeden çıkarmak için rentek tekniği kullanılmalıdır. Bu sayede yaralı, omurgası sabit tutularak araç içinden çıkarılabilir.

 

ilkyardım nedir önemi nedir3

 

İlkyardım Teknikleri – Kalp Masajı

Kalp masajı en çok dikkat edilerek yapılması gereken ilkyardım tekniklerinlerindendir. Kalp masası oldukça zor ve çok iyi bir şekilde öğrenilmesi gerekmektedir.  Kazalarda kalp durması oldukça hayati önem taşımaktadır. Kalbin durması sonucu kan dolaşımı sağlanamaz ve beyinle iç organlara kan ulaşamaz. Bu durumda kısa süre içinde ölüme sebep olur. Kalp durması esnasında kalbi duran kişiye kalbin tekrar atmasını sağlamak amacıyla kalp masajı yapılmalıdır. Ayrıca Kalp masajı ile beraber suni solunum da yapılmalıdır. Unutmayın! Kalp masajı yapmayı bilmeyen veya yeterince tecrübeli olmayan kişilerin kalp masajı yapmaları tehlikelidir.

İlginizi Çekebilir:  PATLAMADAN KORUNMA DOKÜMANI NEDİR? NASIL HAZIRLANIR?

 

 

İlkyardım Teknikleri – Turnike

Kaza esnasında atardamar kesiği ve uzuv kopmaları sebebiyle kan kaybı sebebiyle kısa sürede ölümler gerçekleşebilir. Bu gibi olayları engellebilmek için turnike uygulaması yapılmalıdır.

Turnike uygulaması aşağıdaki durumlarda uygulanabilir ;

  • Sadece kanaması olan yaralının kanamasını durdurup diğer yaralılarla ilgilenmek için,
  • Yaralı, sağlık kuruluşuna uzun ve zor yoldan ulaşacaksa,
  • Uzuv kopması varsa.
  • Turnike uygularken kanayan damarın hemen üstünde bir baskı noktası bulunup burada sert bir bez vb. madde ile sarılarak düğüm atılır. Bu sayede kanama durmuş olur. Turnike yapıldığında
  • damardan kan akışı olmayacağından damarın ucundaki organlar kan kaybından doku zararı görebilir. Bu nedenle 10-15 dk aralıkla baskı açılıp kan dolaşımı sağlanır.

 

ilkyardım nedir önemi nedir

 

İlkyardım Teknikleri – Taşıma Teknikleri

Olay sırasında kazazedeyi daha güvenli bir alana taşımak oldukça önemlidir. Kaza esnasıda yaralnmış olan kazasedeyi oldukça dikkatli bir şekilde taşımak ve taşıma tekniklerini iyice öğrenmek oldukça önemlidir. Bu nedenle bazı temel taşıma teknikleri hakkında bilgi sahibi olmak faydalıdır.

Taşıma teknikleri ;

  • Sürükleme yöntemi,
  • Rentek Manevrası,
  • Kaşık tekniği,
  • Köprü tekniği,
  • Battaniye ile taşıma,
  • Kucakta taşıma,
  • Omuzdan destek alma,
  • Sırtta taşıma,
  • Omuzda taşıma,
  • Sandalye ile taşıma,

 

ilkyardım nedir önemi nedir

 

İlkyardım Teknikleri – Pansuman

Normal yaşantımızda en çok ihtiyaç duyacağımız ilkyardım uygulamalarından biri olan pansumanı öğrenmekde oldukça önemlidir. Panusumanı günlük hayatta basit yaranlamalarda kendi kendimize bile uygulayabiliriz. Pansuman nedir? pansuman genelde yara tedavisinde kullanılmaktadır. Açık yaraların, mikroplardan temizlenmesi ve korunması için yapılan yıkama ve koruma işlemidir.

Yara iyileşmesinin iyi, çabuk ve iz bırakmadan olması için bölgenin ölü dokulardan ve zararlı mikroorganizmalardan temizlenmesi ve dış ortamın zararlı etkilerinden korunması gerekir.

 

ilkyardım nedir önemi

 

İlkyardım Teknikleri – Bayılma İçin İlkyardım

Bayılma, çeşitli nedenlerle kişinin geçici olarak bilincini kaybetmesidir. Bayılan kişinin solunumu durmaz ancak bilinci kapalıdır. Baygınlık geçiren kişi sırt üstü yatırılarak bacakları yaklaşık 30 cm yukarı kaldırılmalıdır. Rahat nefes alabilmesi için ortamdaki kalabalık uzaklaştırılmalı, üzerindeki sıkan giysiler açılmalıdır. Bayılan kişilere tokat atmak, sarsmak, su dökmek, kolonya veya soğan koklatmak gibi hareketler fayda sağlamaz. Bir süre içinde kişi ayılmıyorsa 112 acil servise haber verilmelidir.

İlginizi Çekebilir:  İşe Giriş Sağlık Raporu

 

ilkyardım nedir önemi

Özellikle iş sağlığı ve güvenliği açısından ilkyardım eğitimi almak çalışanlar açısından oldukça önemlidir. Çalışanlarınıza ilkyardım eğitimi verdiğiniz takdirde ani bir durumda nasıl davranacaklarını bilecekler ve kaza esnasında yaşanacak olan panik durumu en aşağı alt seviyeye inecektir.

 

OSGB Makaleleri

Kısa Çalışma Ödeneği

Yayınlanma tarihi

-

Koronavirüsü salgınının etkilerine karşı geçtiğimiz günlerde düzenlenen “Koronavirüsle Mücadele Eşgüdüm Toplantısı”nda, ekonomiyle ilgili alınan önlemler paketi paylaşıldı. Virüsün etkilerini en aza indirmek için hazırlanan ekonomik paketin dikkat çeken başlıklarından biri de “Kısa çalışma ödeneği”ydi. Kısa çalışma ödeneğiyle ilgili tüm merak edilenler:

Kısa çalışma ödeneği nedir?

Kısa çalışma ödeneği: Genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle iş yerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın iş yerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde devreye alınan bir uygulama. Uygulama kapsamında sigortalılara, üç ayı aşmamak üzere (Cumhurbaşkanı kararıyla 6 aya kadar uzatılabilir) iş yerinde çalışamadıkları dönem için gelir desteği sunuluyor.

“Kısa çalışma ödeneği” özetle; olağanüstü dönemlerde iş yerlerinin kapanması halinde personel maaşlarının %60’ının devlet tarafından ödenmesi anlamına geliyor.

İş yerinde kısa çalışma uygulanabilmesi için gerekli şartlar nelerdir?

İşverenin; genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle iş yerindeki çalışma süresinin önemli ölçüde azaldığı veya durduğu yönünde İŞKUR’a başvuruda bulunması ve iş müfettişlerince yapılan uygunluk tespiti sonucu iş yerinin bu durumlardan etkilendiğinin tespit edilmesi gerekiyor.

Kısa çalışma uygulaması için mevcutta şu 4 kriz maddesinden en az birinin bulunması gerekiyor:

1-Genel ekonomik kriz

Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olayların, ülke ekonomisini ve dolayısıyla iş yerlerini ciddi anlamda etkilediği durumlar.

2- Bölgesel kriz

Ulusal veya uluslararası olaylardan dolayı belirli bir il veya bölgede faaliyette bulunan iş yerlerinin ekonomik olarak ciddi şekilde etkilenip sarsıldığı durumlar.

3- Sektörel kriz

Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olaylardan doğrudan etkilenen sektörler ve bunlarla bağlantılı diğer sektörlerdeki iş yerlerinin büyük ölçüde etkilendiği durumlar.

İlginizi Çekebilir:  İş Sağlığı Güvenliği ve İşverenlerin Korona Virüsüne Karşı Yükümlülükleri

4- Zorlayıcı sebepler

İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetlerin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan, dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumlar.

Koronavirüs salgını ve kısa çalışma ödeneği

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve birçok ülkeyi etkisi altına alan “Yeni tip koronavirüsün” (Covid-19) olası etkileri dikkate alınarak “Dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlardan ileri gelen zorlayıcı sebep” kapsamında kısa çalışma uygulaması başlatıldı.

Uygulama kapsamında, koronavirüsten olumsuz etkilendiği gerekçesiyle kısa çalışma ödeneği talep etmek isteyen işverenler;

İçinde bulunduğu duruma ilişkin kanıtlarla birlikte İŞKUR’un sayfasından ulaşabilecekleri “Kısa çalışma talep formu”nu doldurup, kısa çalışma yaptırılacak çalışanlarına ilişkin bilgileri içeren listeyle bağlı olduğu İŞKUR biriminin e-posta adresine, mesaj göndererek başvuru yapabilir. Kurum gerektiğinde işverenden ek belge talep edebiliyor. İşveren olarak başvurunuz değerlendirilirken, başvurunuzun alındığına dair size bir bilgi veriliyor. Daha sonra başvurunuz, uygunluk tespiti için Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına gönderiliyor.

Kısa çalışma ödeneğine nasıl başvurulur?

Zorlayıcı birtakım sebeplerin varlığının işçi ve işveren sendikaları konfederasyonlarınca iddia edilmesi veya bu yönde kuvvetli belirtilerin bulunması durumunda konu, İŞKUR Yönetim Kurulu’nca değerlendirilerek karara bağlanıyor. Deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumlar nedeniyle zorlayıcı sebeple yapılan başvurular için yönetim kurulu kararı aranmıyor.

Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlardan ileri gelen zorlayıcı sebeplerle ilgili yönetim kurulunca alınmış bir karar bulunmuyorsa işverenlerce yapılan başvurular kurum birimi tarafından reddedilebiliyor.

İş müfettişlerince yapılacak incelemeden sonra uygunluk tespiti tamamlanırsa, kısa çalışma uygulanacak işçi listesinin değiştirilmesine ve/veya iş yerinde uygulanan kısa çalışma süresinin arttırılmasına yönelik işveren talepleri, yeni başvuru olarak değerlendiriliyor.

İlginizi Çekebilir:  Devletten Annelere Destek İşte Anne Projesi

İşverenler, genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle “Kısa çalışma talep formu”nu ve kısa çalışma yaptırılacak işçilere ilişkin bilgileri içeren listeyi düzenleyerek başvuruda bulunulabiliyor.

Kısa çalışma başvuruları, işçiler adına işverenler tarafından yapılıyor ve işçiler kısa çalışma talebinde bulunamıyor.

İşçinin kısa çalışma ödeneği alabilmesi için gerekli olan şartlar nelerdir?

Kısa çalışma ödeneğinin devreye alınmasıyla birlikte bu haktan, son 120 gündür sigortalı olarak çalışan ve son üç yıl içinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemiş çalışanlar yararlanabilecekti. Yapılan son düzenlemeyle esnekliğe gidildi ve 600 gün şartı 450 güne, 120 gün şartı da 60 güne düşürüldü.

  • İşverenin kısa çalışma talebinin iş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucunda uygun bulunması,
  • İşçinin kısa çalışmanın başladığı tarihte, çalışma süreleri ve prim ödeme şartlarını sağlamış olması,
  • İş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucu kısa çalışmaya katılacaklar listesinde işçinin bilgilerinin bulunması gerekiyor.

Kısa çalışma ödeneğinin miktarı nedir?

Sigortalı çalışana yapılacak olan günlük ödeme, sigortalının son 1 yıllık prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak ve günlük ortalama kazancın %60’ı üzerinden gerçekleşecek. Bu hesaplamayla bulunan tutar, aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçemeyecek.

Kısa çalışma ödeneği, işçinin kendisine aylık olarak her ayın beşinde ödenecek. Ödemeler PTT Bank aracılığıyla yapılacak.

Kısa çalışma yapan işçinin çalışılmayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücret ve kısa çalışma ödeneği miktarı, kısa çalışma yapılan süreyle orantılı olarak işveren ve kurum tarafından ödenecek.

Sonuçlar işverene nasıl bildirilecek?

Koronavirüsten olumsuz etkilendiği gerekçesiyle kısa çalışma ödeneği talep eden işverenlere, başvuru yaptıkları e-posta adresi üzerinden sonuçlar bildirilecek. Talebi uygun bulunan işverenlerin, kurumca bildirilen sürede, “Kısa çalışma bildirim listeleri”ni güncelleyerek başvuru yaptıkları İŞKUR biriminin e-posta adresine göndermeleri gerekiyor.

İlginizi Çekebilir:  Ülker'de Yaşanan İş Kazası

Kısa çalışmanın erken sona ermesi

İşverenin, kısa çalışma uygulaması devam ederken, normal faaliyetine başlamaya karar vermesi durumunda, konuyu kurum birimine, varsa işçi sendikasına ve işçilere 6 iş gününden önce yazılı olarak bildirmesi gerekiyor. Bildirimde belirtilen tarih itibarıyla kısa çalışma sona eriyor. Geç bildirimlere ilişkin oluşan gereksiz ödemeler olursa, yasal faizle birlikte işverenden tahsil ediliyor.

Kısa çalışma ödeneğinin kesilmesi

Kısa çalışma ödeneği alanların işe girmesi, yaşlılık aylığı almaya başlaması, herhangi bir sebeple silah altına alınması, herhangi bir kanundan doğan çalışma görevi nedeniyle işinden ayrılması hallerinde veya geçici iş göremezlik ödeneğinin başlaması durumunda geçici iş göremezlik ödeneğine konu olan sağlık raporunun başladığı tarih itibarıyla kısa çalışma ödeneği kesiliyor.

İşverenin kayıt tutma zorunluluğu

Kısa çalışma yapan işveren, işçilerin çalışma sürelerine ilişkin kayıtları tutmak ve istenilmesi durumunda ibraz etmek zorunda.

İstanbul içinde, Efor OSGB, Tecrübeli İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleriyle İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinizde kaliteli ve güvenilir hizmet sunmaktadır.

Devamını oku

OSGB Makaleleri

İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası (4-10 Mayıs)

Yayınlanma tarihi

-

Sağlıklı ve güvenli koşullarda, bireyin kendini gerçekleştirmesi ve topluma hizmet noktasında gerçek imkânlar sunan bir işte çalışması tüm çalışanların hakkıdır. İşçi, işveren ve devletler, bireyin bu hakkını korumalı ve korunduğundan emin olmalıdır.

İş sağlığı ve güvenliği politikaları ve uygulamalarında çalışanı ‘önleme ve korumayı’ amaçlanmalıdır. Çalışmalar öncelikle işyeri düzeyinde önleme üzerinde yoğunlaşmalıdır. İşyerleri ve çalışma ortamları, güvenli ve sağlıklı olacak şekilde planlanmalı ve tasarlanmalıdır.

Güvenlik Kültürü

Güvenlik kültürü ilk kez kavram olarak yaşanan büyük kazalar ve felaketler sonucunda ortaya çıkmıştır.

YAŞANAN FELAKETLERENDÜSTRİGÜVENLİK KÜLTÜRÜ EKSİKLİKLERİ
ÇernobilNükleer Santralİş güvenliği sistemlerindeki kural ve prosedürlerin ihlali
Clapham JunctionDemiryolu taşımacılığıAğır çalışma koşulları, yoğun işyükü, denetim eksikliği
Piper AlphaPetrol üretimiZayıf iş uygulamaları, yönetimin bağlılığının eksikliği, güvenlikten ziyade kâra odaklılık
Space ShuttleHavacılıkÜretim baskısı, tehlikeleri fark edememek
Three Mile IslandNükleer santralRiskleri algılamada zayıflık, yetersiz beceri
ZeebruggeDeniz taşımacılığıÜst düzey yönetimin güvenlik konusunda eksikliği, kâr düzeyine öncelik verilmesi

 

Güvenlik kültürü, yaşanılan toplumun kültüründen ve örgütün kültüründen etkilenerek oluşur. Güvenlik kültürünün amacı, çalışanların işyerinde bulunan risklere ve tehlikelere karşın farkında olmalarını sağlamaktır. Ayrıca sürekli olarak bunlara dikkat etmelerini sağlayan kurallar geliştirmektir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Algısını Etkileyen Faktörler

Bir işyerinde iş sağlığı ve güvenliği algısını etkileyen çeşitli faktörler bulunmaktadır. Bu faktörler çeşitli boyutlar altında sınıflandırılmıştır. Bu sınıflar;

– Güvenlik eğitiminin önemi,

– Yönetimin güvenliğe karşı tutumu,

– Güvenli davranışın teşviki,

– İşyerindeki risk düzeyi,

– Çalışma hızının güvenliğe etkisi,

– Güvenlik temsilcisinin durumu,

– Güvenlik kurullarının durumu

İş Sağlığı ve Güvenliği algısını etkileyen faktörler yedi boyutta ele alınmıştır:

  1. Güvenlik iletişimi: İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili işletme içi iletişim düzeyini tespit etmeye yöneliktir. İşletmemde iş sağlığı ve güvenliği konuları ile ilgili etkili bir iletişim vardır gibi ifadelerden oluşmaktadır.
  2. Güvenlik yönetimi: ‘İşletmede iş sağlığı ve güvenliği konusunda sürekli iyileştirme süreci mevcuttur’, ‘İşletmede iş sağlığı ve güvenliği konusunda verilen eğitimler yeterli değildir’. ‘Yönetim, iş kazalarını önlemek için yeterince çaba gösterir’ gibi ifadelerden oluşmaktadır. Genel olarak iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemini yerleştirmek için gerekli olan unsurlar yer almaktadır.
  3. Bireysel sorumluluk: Bireylerin, kendileri ve başka çalışanların sağlık ve güvenliklerine karşı ne derece sorumluluk hissettikleri;
  4. Güvenlik standartları ve hedefleri: İşletmede iş sağlığı ve güvenliği konusunda geliştirilmiş başarı standartları mevcuttur gibi ifadelerden oluşan ölçek iş sağlığı ve algısı için önemli bir faktör olan güvenlik standartları ve hedeflerini tanımlar. Çalışanların sağlık ve güvenliğini korumaları için uyulması gereken kuralları içerir.
  5. Kişisel katılım: Çalışanların güvenlik prosedürlerine uyma davranışları ile güvenlikle ilgili çalışma koşullarının iyileştirilmesine katılımını ölçmektedir.
  6. Yönetimin bağlılığı: Yönetim pozitif iş sağlığı ve güvenliği algısının sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Üst yönetim sağlık ve güvenlik önlemlerini almada üzerine düşen sorumlulukları ifade etmektedir.
  7. Kadercilik: Çalışanların iş kazalarıyla ilgili kaderci inançlarını değerlendirmektedir. “Ne yaparsam yapayım kazaların gerçekleşmesini engelleyemem.’’ gibi ifadelerden oluşmaktadır.
İlginizi Çekebilir:  İSG ACİL DURUM EĞİTİMİ

Devamını oku

OSGB Makaleleri

İş Sağlığı Güvenliği ve İşverenlerin Korona Virüsüne Karşı Yükümlülükleri

Yayınlanma tarihi

-

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının yanınında İş Kanunu ve Borçlar Kanunu gereği işverenlerin çalışanlarının sağlık ve güvenliğini sağlamak için zorunlu önlem alma, eğitimleri verme ve teftişleri yapma mükelleflikleri bulunmaktadır. İSG Mevzuatı “İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik”  ile korona virüs gibi salgın hastalıklarla ilgili işverenlerin mükellefliklerini de belirlemektedir. 

Korona Virüsü Mevzusunda İşverenlerin Yükümlülükleri

  • Eğitim vermek: Çalışanlara, işyeri hekimi tarafından Korona Virüsü ile alakalı tedbir alıcı ve bilinçlendirici eğitim verilmesi gerekmektedir.
  • Risk Değerlendirme Raporu:İşyerlerinde Korona virüsüyle ilgili risk oluşturabilecek unsurlar yazılarak, temkinler alınmalı ve uygulanmalıdır.
  • Acil Durum Eylem Planı: Acil durum eylem planına Korona virüsü için eklemeler yapılmalıdır. Virüse karşı önleyici tedbirlerin alınması sağlanarak, acil vaziyette müdahale ve tahliye usulleri bulunmalıdır. Ayrıca görevlendirilecek çalışanlar ve bu konuların işyeri bilgileri ile dokümante edilmiş başlıkları bulunmalıdır. İşyeri dışında acil durumda iletişime geçilecek sağlık kurumu vb. kuruluşların iletişimleri belirtilerek acil durum eylem planına ilave edilmelidir.
  • Donanımlarının Sağlanması: Çalışanlara korona virüsünün bulaşmasını önlemek için İş Sağlığı ve Güvenliği donanımları sağlanmalıdır.
  • Uzaktan Çalışma Uygulamasının Hazırlanması: İşyerinde daimi bulunmak zorunluluğu olmayan çalışanlar için evden çalışma düzeninin kurulması gerekmektedir. İş seyahatleri ve toplantılar gibi toplu etkinliklerin azaltılması ve mümkün ise ertelenmesi gerekmektedir.

İlginizi Çekebilir:  Devletten Annelere Destek İşte Anne Projesi
Devamını oku

Trending