Takip Edin

OSGB Makaleleri

Fiziksel Risk Etmenleri

Yayınlanma tarihi

-

Fiziksel Risk Etmenleri

Fiziksel Risk Etmenleri Nedir ?

Fiziksel Risk Etmenleri – Fiziksel ve psikososyal risk faktörlerine maruz kalma nispeten yüksektir, fiziksel tehlikeler psikososyal stres faktörlerinden daha yaygındır. Çoğu insan işyerinde iki veya daha fazla fiziksel tehlikeyle karşı karşıyadır, ancak sadece bir psikososyal risk faktörü vardır. Ancak, işyeri risk faktörlerine maruz kalma yaş, eğitim düzeyi ve ekonomik sektöre göre farklılık göstermektedir. Türkiye’de çalışanların işyerindeki en yaygın risk faktörü zaman baskısı altında çalışmaktır.

Fiziksel risk etmenleri, çalışanların sağlığını etkileme ihtimali olan fiziksel faktörlerdir. Yaşanılan veya çalışılan ortamın sıcaklık, nem aydınlatma, gürültü, titreşim, basınç vb. fiziksel özellikleri bireyin sağlığını önemli ölçüde etkiler. Çalışanlar, özellikle ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlar bu yönden büyük risk altındadır. Fiziksel çevre koşulları yönünden her iş yeri aynı değildir. Aynı ürünü üreten iki işletmede bile fiziksel çevre koşulları benzer olmayabilir. Burada önemli olan her işletmede olabilecek fiziksel olumsuzlukların kaynağında yok edilmesi ve çalışanların bu şekilde korunmasıdır.

Fiziksel Risk Etmenleri Nelerdir ?

Genel Olarak Fiziksel Risk Etmenlerini Aşağıdaki Gibi Sıralandırabiliriz ;

• Aydınlatma
• Titreşim (Vibrasyon),
• Gürültü
• Radyasyon
• Termal Konfor Şartları,
• Basınç Değişimleri olarak sıralanabilir.

Gürültü

Gürültü, çağımızın en önemli endüstriyel ve çevre sorunlarından biri olarak karşımıza çıkan ve yeterli önlemler alınmadığı zaman insanlara zarar veren fiziksel etkenlerden biridir.

Gürültü genellikle istenmeyen ve rahatsız edici sesler olarak tanımlanır. Endüstriyel gürültü ise işletmelerde çalışanlarda fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıklar oluşturan ve iş yeri verimini olumsuz etkileyen sesler olarak tanımlanır.

İnsanın ruhsal ve fiziksel yapısını olumsuz yönde etkileyen gürültüyü tanımlayabilmek için sesin fiziksel nitelikleri ve işitme konusuna değinmekte yarar vardır.

Ses: Gaz, katı ve sıvı cisim moleküllerinin hava basıncında yaptıkları dalgalanmaların kulaktaki etkisinden oluşan bir duygudur.

Gürültü: Genellikle istenmeyen ses olarak tanımlanmaktadır. Gelişigüzel bir yapısı olan, arzu edilmeyen, istenmeyen, rahatsız edici ses olarak tanımlanabilir.

Frekans: Fiziksel olarak ses bir dalga hareketi olduğundan her dalga hareketi gibi sesinde bir frekansı vardır. Kabaca ses basıncının saniyede oluşan titreşim sayısıdır.

Ses dalgası: Ses; katı, sıvı ve havada dalgalar hâlinde yayılan bir enerji şeklidir. Ses dalgalarını karakterize eden büyüklükler, ses dalgasının boyu (l), frekansı (f), periyodu (T) ve ilerleme hızıdır (v ).

Ses Basıncı: Atmosferin, basınç ile sıkışma ve genleşme arasındaki basınç farkına ses basıncı denir. Bilindiği gibi basınç birimlerinden biri de bar’dır.

Fiziksel kavram olarak ses ile gürültü arasında fark yoktur. İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda, bir başka ifade ile gürültüden ileri gelen işitme kaybında, gürültüyü meydana getiren sesin basıncını ve frekansını belirlemek yeterlidir.

Sesi meydana getiren titreşimin frekans, bir başka ifade ile sesin frekansı arttıkça (yükseldikçe) ses tizleşir, frekans düştükçe ses pesleşir.Gürültüyü meydana getiren sesleri üç türde tanımlamak mümkündür. Subsonik sesler, işitilebilen sesler ve ultrasonik sesler.

Subsonik sesler; frekansı 20 Hz.’den düşük olan sesler,

İşitilebilen sesler; yaklaşık olarak, frekansı 20 Hz. ile 20 kHz.
arasında olan sesler ve

Ultrasonik sesler; frekansı 20 kHz.’den daha yüksek olan seslerdir.

Gürültü, insan kulağında meydana getirdiği basıncın referans basınca oranının logaritmik ifadesi olan desiBELL (dB) ile ölçülür. İnsan kulağının ilk uyum yaptığı ses şiddeti 0(sıfır) dB’dir ve bu değere “işitme eşiği” adı verilir. 140 dB ise “acı eşiği” dir ve kulak daha fazla ses şiddetine dayanamaz.

Titreşen her cisim bir ses kaynağıdır. Endüstride gürültü kaynakları; vurucu tipten dövme, perçinleme, çakma makineleri ile kesici, ezici ve biçim verici makineler; pompaların, kompresörlerin, türbinlerin, vantilatörlerin, jet motorlarının ve vanaların sıvı ve gaz itici etkileri; fırın ve motorların ateşleme gürültüleri; transformatör ve dinamoların yarattığı manyetik sesler; çevirici dişli, motor ve makinelerden gelen titreşim ve sürtünme sesleridir.

Bazı ses kaynaklarının ölçüleri ise aşağıdaki gibidir.

• İşitme Sınırı ( Eşiği ) 0 dB
• Kayıt Stüdyosu, Orman, 120 cm’de fısıltılı konuşma 0-20 dB
• Yatak odası 20-30 dB
• Kütüphane, Sessiz ofis, Oturma odası 30-40 dB
• Genel ofis, Sohbet konuşması 40-60 dB
• Çalışma ofisi ( Daktilo, v. s ) 60-70 dB
• Ortalama Trafik Gürültüsü, Gürültülü Lokanta, Matbaa 70-90 dB
• Havalı Çekiç, Takım tezgahları, Otamatik matkap, 90-100 dB
• Hidrolik Pres, Pop Grubu, Daire testere, 100-120 dB
• Jet motoru, (Ağrı veya Duyma Eşiği) 130 dB
• Şehir alarm sireni 140 dB
• Roket rampası 180 dB

İlginizi Çekebilir:  OSGB Nedir Görevleri Nelerdir ? 

Aydınlatma

Görme iş yerlerinde en çok ihmal edilen duyumuzdur. Aydınlatmanın en önemli işlevi işin iyi görülebilmesidir. Çalışanların kendi aydınlatmalarını düzenlemelerine olanak veren mekanizmalar enerji savurganlığını önlemekte, işlerin daha kolay yapılabilmesine yardımcı olmaktadır.

Çalışanların sağlığının korunması için gerekli uygun fiziksel koşulların başında “aydınlatma” gelmektedir. İş yerlerinde uygun aydınlatma ile çalışanın göz sağlığı korunur, birikimli kas ve iskelet sistemi travmaları ve pek çok iş kazası önlenir, olumlu psikolojik etki sağlanır. Bu nedenle, işyerlerinde özellikle sanayi kuruluşlarında yapılan iş ve işlemin gerektirdiği uygun aydınlatmayı sağlamak gerekmektedir.

Işık; insan gözüyle algılanabilen dalga boylarındaki elektromanyetik ışınımdır. Bir yüzeye düşen ışık miktarına aydınlatma (illuminance) denilmektedir. Birimi lüks’tür. Lüks metrekare başına düşen lümendir. İnsan algılamasında göz en önemli organdır. Algılamanın yaklaşık %90’ı göz aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bakılan cisimlere, ışık kaynağına ve kişiye ait özelliklere göre, görme ve algılama değişir. Bu nedenle de bir iş ortamında aydınlatma gereksinimi değişmektedir. Aslında, en yüksek aydınlatmanın en optimal yaklaşım olmadığı bilinmelidir. Temel olan amaca uygun aydınlatmadır.

Amacı bakımından aydınlatma üçe ayrılır.

• Fizyolojik Aydınlatma: Amaç, cisimleri şekil, renk ve ayrıntıları ile rahat ve hızla görebilmektir. Bu koşulları sağlayan aydınlatmaya Fizyolojik Aydınlatma denir.
• Dekoratif Aydınlatma: Amaç, görülmesi istenen cisimleri bütün ayrıntıları ile göstermek değil, daha çok estetik etkiler uyandırmaktır.
• Dikkati Çeken Reklam Amaçlı Aydınlatma: Amaç, dikkati çekmek, yani reklam yapmaktır. Bunun için yüksek aydınlık düzeyleri, renkli ışıklar, değişken ışıklı şekiller ve yanıp sönen düzenler kullanılır.

Bununla beraber; Işık çalışılan bölgeye direkt geliyorsa direkt aydınlatma, başka bir yüzeye çarpıp geliyorsa endirekt aydınlatma, sadece çalışılan bölgeyi aydınlatıyorsa lokal aydınlatma olarak adlandırılır.

Pek çok aydınlatma birimi vardır. Bunlar; ışık akışı, ışık şiddeti, aydınlık şiddeti, parıltıdır. Işık gereksinimini yapılacak işin tipi, yüzeyin özelliği (ışığı soğurması ya da yansıtması), genel çalışma alanı ve bireyin görme yeterliğine bağlıdır. İş yerlerinin tasarım ve değerlendirilmesinde objektif ışık ölçümleri temeldir.

Işığın ölçülmesine fotometri denir. Aydınlatma şiddeti ışık kaynağı ya da ışık yayan kürenin gücünü tanımlar. Aydınlatma şiddetinin ölçü birimi “lüks”tür (lux). Bu değer birim alana ( bir yüzeyin 1 m2 sine) düşen ışık akılarının toplamıdır.

Radyasyon

Radyasyon Latince bir kelime olup dilimizde ışıma olarak kullanılır. Atomlardan, güneşten ve diğer yıldızlardan yayılan enerjiye radyasyon enerji denir. Radyasyon enerji ya dalga biçiminde ya da parçacık modeli ile yayılırlar. Işık ışınları, ısı, x-ışınları, radyoaktif maddelerin saldığı ışınlar ve evrenden gelen kozmik ışınların hepsi birer radyasyon biçimidir.

Bazı radyasyonlar çok küçük parçacıklardan, bazıları da dalgalardan oluşur. Radyoaktif maddelerin saldığı alfa ve beta ışınları ile yıldızlardan savrulan kozmik ışınlar parçacık biçiminde yayılan radyasyonlardır.

Dalga biçimindeki radyasyona en iyi örnek elektromanyetik dalgalardır. Gamma ışınları, x-ışınları, morötesi (ultraviyole) ışınlar, görünür ışık, kızılötesi (enfraruj) ışınlar, radarlarda kullanılan mikrodalgalar ve radyo dalgaları elektromanyetik radyasyon biçimleridir.

Bunlardan yalnızca ikisinin varlığını bir ölçü aygıtı kullanmaksızın belirleyebiliriz. İnsan gözünün algılayabildiği görünür ışık ve etkisini ısı olarak hissettiğimiz uzun dalga boylu kızılötesi radyasyondur. Radyo dalgalarının varlığı radyo alıcılarıyla, diğer radyasyonların varlığı da çeşitli yöntemlerle belirlenebilir.

Radyasyonu meydana getiren parçacıklar veya elektromanyetik dalgalar ses dalgalarından farklı olarak boşlukta yol alabilir ve saniyede 300.000 km. gibi olağanüstü bir hızla yayılır. Radyasyonun bir enerji olduğunu söylemiştik. Bu enerjinin bir bölümü tanecik özellikli bir bölümü de dalga özelliklidir. Tanecik özellikli olanlar; Alfa ışınları, Beta ışınları, nötron ve proton ışınları ile kozmik ışınlardır. Bu ışınlar bir ortamdan geçerken ortamla etkileşerek doğrudan veya dolaylı olarak iyon çiftleri oluştururlar, bu nedenle bu ışınlara iyonlayıcı ışınlar da denir.

Alfa Işınları Veya Alfa Partikülü

Helyum atomunun pozitif yüklü çekirdeğidir. Yapay olarak meydana getirildiği gibi teknolojinin gereği olarak istenmediği hâlde yan ürün olarak (Elektron tüplerinde olduğu gibi) ortaya çıkabilir.

Beta Işınları: Negatif yüklü hızlı elektronlardır. Yapay olarak izotop elde etmekte hızlandırılmış elektronlar kullanılır. Elektron tüplerinde de katottan anoda elektron akışı vardır. Bu elektronların bir kısmı anoda gitmeyip yön değiştirerek açığa çıkabilirler.

Nötron Işınları: Atom çekirdeğinde bulunan yüksüz parçacıklar olup önemli ve özellikleri olan bir radyasyon tipidir. Nükleer çekirdek bölünmesi ve reaksiyonları sırasında meydana gelirler.

İlginizi Çekebilir:  Kazı İşlerinde İş Güvenliği

Proton Işınları: Atom çekirdeğinde bulunan ve pozitif elektron yüklü partiküllerdir. Bu ışın da nükleer çekirdek bölünmesi reaksiyonları sırasında meydana gelirler.

Gamma Işınlar: Hızlı temel parçacıklardan oluşan kozmik ışınlardan sonra en kısa dalga boyundaki radyasyonlar gamma ışınlarıdır. Gamma ışınları hem uranyum ve radyum gibi doğan radyoaktif maddelerin parçalanmaları sırasında hem de bir nükleer reaktörde ya da bir atom bombası patlatıldığında atom çekirdeklerinin parçalanmasıyla meydana gelir. Gamma ışınlarının dalga boyları 0,0001nm-0,001nm arasındadır.

X-Işınları: Röntgen cihazlarında meydana gelen ışınlardır. X-ışınlarının dalga boyları gamma ışınlarının dalga boylarına göre 100 kat daha büyüktür. X-ışınlarının dalga boyları 0,001nm-100nm arasında değişir.

Kızılötesi Işınlar (İnfrared Işınlar): Dalga boyları yaklaşık 740nm ile 100.000nm arasındadır. Yapay olarak elde edilebildiği gibi güneş ışınlarının içinde de bulunur. Güneş ışınlarındaki ısı kızılötesi ışınlardan kaynaklanır.

Basınç: Birim alana yapılan kuvvete basınç denir. Birimi Bar veya Newton/cm2 dir.

Kuvvetin tatbik edildiği her noktada bir basınç vardır. İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda basınç ise; normal hava basıncının (atmosfer basıncı) daha fazla veya daha az olması gereken veya olan iş yerlerindeki basınçtır. Normal şartlarda hava basıncı 76 cm cıva basıncına eşittir.

Yükseklere çıkıldıkça basınç düşer. Bu durumun nedeni yükseldikçe yerçekiminin, atmosferin kalınlığının ve gazların yoğunluğunun azalmasıdır. Basınç ile yükselti arasında ters orantı vardır. Atmosfer basıncının yükseldikçe düşmesinden faydalanarak yükselti ölçen alet yapılmıştır. Bu alete altimetre adı verilir.

Hava ısındıkça genişler ve hafifler. Soğudukça sıkışır ve ağırlaşır. Havanın soğuk olduğu alanlarda basınç yüksek, sıcak olduğu alanlarda ise düşüktür. Sıcaklık ile basınç arasında ters bir orantı vardır. Atmosfer basıncından daha yüksek ya da daha düşük basınçlı yerlerde çalışan işçilerde, kalp, dolaşım, solunum rahatsızlıkları görülebilir.

Termal Konfor

Termal konfor, genel olarak bir iş yerinde çalışanların büyük çoğunluğunun sıcaklık, nem, hava akımı gibi iklim koşulları açısından gerek bedensel, gerekse zihinsel faaliyetlerini sürdürürken belirli bir rahatlık içinde bulunmalarını ifade eder.

Kapalı bir ortam içerisinde termal konfor rahatlığının hemen farkına varılmaz, ancak bir süre geçtikten sonra hissedilmeye başlanır. Eğer termal konfor koşulları mevcut değilse önce sıkıntı hissedilir daha sonra rahatsızlık duyulur.

İklimin çalışanların verimliliği üstünde oldukça önemli bir etkisi vardır. Örneğin iş ortamında aşırı ısının genel organik direnci azalttığı, iş verimini düşürdüğü, kramplar ve ısı çarpması gibi etkileri olduğu bilinmektedir. Uzun süre soğuk bir iş yerinde çalışan insanların aşırı gıda aldıkları, vücutlarının yağlanarak kilo aldıkları böylece iş verimlerinin düştüğü görülmüştür.

Bir iş yerinde termal konfor denilince; O iş yerinin atmosferinin sıcaklığı, nemi, hava akım hızı ve radyant ısı akla gelmektedir.

Çalışma ortamlarındaki ısı etkilenmeleri ve konforsuz ortam şartları, iş kazalarının artmasına ve üretimin azalmasına bir başka değişle verimin düşmesine sebep olmaktadır. İnsanın ortamla ısı alışverişine etki eden dört ayrı faktör vardır;

a) Hava sıcaklığı,
b) Havanın nem yoğunluğu,
c) Hava akım hızı,
d) Radyant ısı.

Isı: Çalışma hayatında, çalışanları olumsuz yönde etkileyen fiziksel faktörlerden biri de, iş yeri ortamının sıcaklığıdır. Sıcaklık kuru termometreler ile ölçülür. Birimi ise; Santigrat, Fahrenhayt veya Kelvin olarak ifade edilir.

Sıcaklık: Bir standarda göre, bir cismin ne kadar soğuk, serin ve ılık olduğunu ifade eden niceliğe denir. Serbest yaşam için insan kapasitesini oluşturan ve fizyolojik gereksinmeler dediğimiz, insan vücudunun ısı alış verişi, oksijen, tuz ve asit-baz dengesi gibi bazı fiziksel ve kimyasal faktörlerin belli sınırlar içinde sürekli stabilize göstermeleri gerekir. Örneğin, insan vücudunun sıcaklığı 36,5-37 oC arasında değişmezlik gösterir. Bu durum vücut ile çevre arasındaki ısı alışverişi ile sağlanır.

Isı dış çevrede devamlı olarak bulunan bir çeşit enerjidir. Normal koşullarda havanın kuru termometre ile ölçülen sıcaklık derecesi hava sıcaklığı hakkında bir fiziksel ölçüdür.

Sıcaklık yönünden iş yerleri nemli ve kuru sıcaklık olarak da sınıflandırılabilir.

Nem: Sıcaklık yanında nemin de etkisi oldukça önemlidir. Havadaki nem miktarı mutlak ve bağıl nem olarak ifade edilir. Mutlak nem; birim havadaki su miktarını ifade eder. Bağıl nem ise; havadaki nem miktarının, aynı sıcaklıkta doymuş havadaki mutlak nemin yüzde kaçını ihtiva ettiğini gösterir.

İş sağlığı ve güvenliği yönünden bağıl nemin değeri önemlidir. Bir iş yeri ortamının bağıl nemi değerlendirilirken, sıcaklık, hava akım hızı gibi diğer şartların da değerlendirilmesi gerekir. Ancak, genel olarak herhangi bir iş yerinde bağıl nem %30 ile %80 arasında olmalıdır. Yüksek bağıl nem, ortam sıcaklığının yüksek olması durumunda bunaltır, düşük olması durumunda ise üşüme ve ürperme hissi verir.

İlginizi Çekebilir:  Diş Hekimliğinde İş Sağlığı ve Güvenliği

Hava Akım Hızı: İş yerinde oluşan kirli havanın dışarı atılması ve yerine temiz havanın alınması için ortamda uygun bir havalandırmanın, dolayısıyla uygun bir hava akımının olması gerekmektedir. Nemli sıcaklığa kâğıt, tekstil, konserve ve yeraltı maden işletmeleri gibi yerlerde rastlanır. Kuru sıcaklığa ise; demir-çelik, lastik, cam ve çimento sanayinde rastlanmaktadır.

Sıcaklığın derece olarak artması veya azalması yanında, nemin ve hava akım hızının durumu da sıcaklığın etkisini artırır veya azaltır. Bu üç değişkenin farklı birleşimlerini kişi aynı sıcaklık duygusu olarak hissedebilir.

Örneğin; 37 ºC sıcaklık, %10 nem ve 3 m/sn hava akım hızı ile 27 ºC sıcaklık, %75 nem ve 0,1 m/sn hava akım hızı, sıcaklık duygusu bakımından eşdeğer olabilir. Yani bu iki farklı durumun kişi üzerindeki etkisi aynıdır. Hava sıcaklığı, nemi ve hava akım hızının beraberce oluşturduğu sıcaklık etkisine “effektif sıcaklık” denir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde 8’e göre; iş yerindeki hava hacmi işçi başına en az 10 metreküp olmalıdır. Tabii havalandırma ile ortam havasının saatte 2-3 kere değişmesinin zorlaştığı ortamlarda, kişi başına düşen hava hacmi miktarının artırılması veya kapı ve pencereler açılarak veya cebri çekişle ortam havasının yeterli miktarda değişmesinin sağlanması gerekmektedir.

Termal radyasyon: İletimi için maddesel bir ortama gerek olmayan ısı türüdür. Bu ısı türünü havalandırma ile kontrol etmek mümkün değildir. Radyant ısıdan korunmak için, koruyucu siperler kullanılabilir ya da sıcak cisimlerin yüzeyleri, ışıma özelliği zayıf maddelerle boyanabilir/kaplanabilir. Maden eritme, cam vb. sektörlerde bu tip radyant ısı maruziyetine rastlanmaktadır.

İnsanların, çalışma ortamından önemli ölçüde etkilendiği düşünüldüğünde ortamın sıcaklık değeri, nemi vb. termal şartların çalışan üzerindeki negatif etkileri mutlaka göz önüne alınmalıdır. Çalışma ortamından negatif etkilenen kişinin dikkatinde azalma ve psikolojik olarak etkilenme sonucu kazaların yaşanmaması için ortam koşullarının sıkı takip edilmesi gerekmektedir.

Titreşim

Titreşim (vibrasyon): Mekanik bir sistemdeki salınım hareketlerini tanımlayan bir terimdir. Bir başka ifade ile potansiyel enerjinin kinetik enerjiye, kinetik enerjinin potansiyel enerjiye dönüşmesi olayına titreşim (vibrasyon) denir. Titreşimin özelliğini, frekansı, şiddeti ve yönü belirler.

Endüstride birçok titreşim kaynağı vardır. Titreşim, araç-gereç ve makinelerin çalışırken oluşturdukları salınım hareketleri sonucu meydana gelir. Çalışmakta olan ve iyi dengelenmemiş araç ve gereçler genellikle titreşim oluştururlar. Titreşimi, insan sağlığı üzerindeki etkisi bakımından iki fiziksel büyüklüğü ile tanımlamak mümkündür. Bunlar; “Titreşimin frekansı ve titreşimin şiddetidir.”

Titreşimin frekansı: Birim zamandaki titreşim sayısına titreşimin frekansı denir. Birimi Hertz’dir (Hz).

Titreşim Şiddeti: Titreşimin oluştuğu ortamda titreşimden ileri gelen enerjinin hareket yönüne dikey, birim alanda, birim zamandaki akım gücüne, titreşimin şiddeti denir. Birimi (W/cm2) dir.

Bütün vücut titreşimi: Vücudun tümüne aktarıldığında, çalışanın sağlık ve güvenliği için risk oluşturan, özellikle de bel bölgesinde rahatsızlık ve omurgada travmaya yol açan mekanik titreşimdir.

El-kol titreşimi: İnsanda el-kol sistemine aktarıldığında, çalışanın sağlık ve güvenliği için risk oluşturan ve özellikle de damar, kemik, eklem, sinir ve kas bozukluklarına yol açan mekanik titreşimdir.

Maruziyet eylem değeri: Aşıldığı durumda, çalışanın titreşime maruziyetinden kaynaklanabilecek risklerin kontrol altına alınmasını gerektiren değerdir.

Maruziyet sınır değeri: Çalışanların bu değer üzerinde bir titreşime kesinlikle maruz kalmaması gereken değerdir.

Endüstrideki titreşim kaynaklarının başlıcaları ise; Genellikle el ve el parmakları ile kollara ulaşan titreşimleri oluşturan titreşim kaynaklarıdır. Bunlar, taş kırma makineleri, kömür ve madencilikte kullanılan pnömatik çekiçler, ormancılıkta kullanılan taşınabilir testereler, parlatma ve rende makineleridir. Bu araçlar, dönerek, vurarak veya hem dönerek hem de vurarak titreşirler.

Çalışanların Titreşimle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik’e göre maruziyet sınır değerleri ve maruziyet eylem değerleri aşağıda verilmiştir:

a) El-kol titreşimi için;
1. Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet sınır değeri: 5 m/s2.
2. Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet eylem değeri: 2,5 m/s2.

b)Bütün vücut titreşimi için;
1. sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet sınır değeri: 1,15 m/s2.
2. sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet eylem değeri: 0,5 m/s2.

Devamını oku

OSGB Makaleleri

Yüksekte Çalışma

Yayınlanma tarihi

-

Yüksekte Çalışma

Yüksekte Çalışma Nedir ?

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği kapsamında yaşanan kazaların çoğu yüksekte çalışma sebebiyle gerçekleşmektedir. Yüksekte çalışma iş kazalarında genel riskler düşme,takılma sonucu düşme,kayma sonucu düşme sonucuyla gerçekleşmektedir. İşiniz genel olarak yüksekte çalışma şeklinde ise iş sağlığı ve güvenliği kültürünü iyi bilmeli ve uygulamalısınız aksi takdirde bahsettiğimiz iş kazasılarının başınıza gelmesi yüksek bir olasılık olacaktır. Yüksekte çalışmanın en riskli görüldüğü sektör inşaatlardır. İnşaatlarda yüksekte çalışma eğitimi mutlaka iş sağlığı ve güvenliği kuralları çerçevesinde çalışanlara verilmelidir. Yüksekte çalışma eğitimi çok tehlikeli olan sektörlerde mutlaka verilmelidir.

Yüksekliğin tanımı : Adım atarak çıkamayacağınız yerler olarak tanımlanabilir. Bir insanın denge noktası ikinci bel omurudur. Yani ikinci bel omurunu geçen yerler yüksek olarak kabul edilir. Yüksekte çalışma kuralları ve korunma yöntemleri standartlarla belirlenmiştir.Çalışma hayatında ülkeden ülkeye farklılık gösteren yükseklik kavramı Avrupa’da 1.8m Amerika’da 1,2 m.olarak belirlenmiştir.Yani bu yükseklikler ve daha üzerinde çalışan personelin mutlaka ”Kişisel Koruyucu Donanımları ” ile korunması gerekir.Dünyadaki istatikler 3 – 4 metre üzerinde çalışırken düşen insanların % 85’inin hayatını kaybettiğini göstermektedir. Nerelerden düşeriz : a .Merdivenler b .Korkuluklar c. İskeleler d. Dar alanlar e. Çatılar f. Boşluklar Üzerinde bulunduğunuz yere göre daha yüksek olan yerlere ve yüksek yerlerden de aşağıya atlamayın.

Yüksekten Düşmeye Karşı Önlem Almak

Dünyada hiçbir değer bir insan hayatından daha önemli değildir.Bununla birlikte insan hayatına mal olan her türlü olay,maddi ve manevi kayıplara yol açmaktadır. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin makineler insan gücünün yerini alamamıştır. Yeniliklere uyum sağlamada, insan gücü hala en geçerli güç olmaya devam etmektedir. Maalesef tüm teknolojik gelişme ve uygulamalara karşın dikkatsizlik veya insan hayatı için geliştirilmiş güvenlik önlemlerini almadan çalışan birçok insan hayatını kaybetmekte,sakat kalmakta, ciddi şekilde yaralanmaktadır. Bu nedenle; yüksekte çalışmak durumunda kalan biri, düşerek yaralanma veya ölme riskini de beraberinde taşımaktadır.

İlginizi Çekebilir:  İlk Yardım Sertifikası

Yüksekten Düşmenin Nedenleri ve Yüksekten Düşmeyi Önlemek

Bilgi eksikiliği: Kişinin yaptığı işle ilgili olarak yeterli ve istenilen donanımda bilgiye sahip olmaması.

Personel seçimi : Doğru işe doğru personelin tayin edilmemesi. Yapılan işin çalışanın fiziksel yapısıyla uyuşmaması ( az görme, işitme, herhangi bir organını kullanamama vb.)

İş güvenliği kurallarının teşvik edilmemesi : Yöneticilerin iş güvenliği kurallarının gerekliğine inanmaması ve bu kuralların uygulanması için personellerini teşvik etmemeleri.

Mühendislik: Tasarlanmış sistem güvenli çalışmayı zorlaştırması , işin asgari gereksinmelerine cevap vermemesi.

Yetersiz Kişisel Koruyucu Ekipman: Kişisel koruyucu ekipmanın kullanılmaması veya yetersiz olması. Baret takmama, eldiven veya gözlük kullanmama, temizlik kurallarına uymama vb.

Yetersiz Gözlem ve Bakım: Gözlem ve bakım programı kritik ekipmanları kapsamıyor. Program yeterince takip edilmiyor. Birimler arası iletişim kopuk,gözlenenler ilgililere iletilmiyor.

Güvensiz Çalışma Yöntemleri: Güvenli olduğu kabul edilen iş güvenliği kurallarının, çalışma yöntemlerinin güvensiz olması.

İş Güvenliğinde İskele ve Merdivenlerin Kullanımı

Yüksekte yapılan çalışmaların uygun kenar koruması olan bir platform üzerinde gerçekleştirilmesi gereklidir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda merdiven kullanımı sıkça başvurulan bir uygulamadır.Çalışma ortamına kolaylıkla getirilebilmesi, pratik olması, ucuzluğu gibi nedenlerle kısa süreli hafif işlerde merdivenler tercih edilmektedir.

Ekipman seçilmesi : Hangi ekipmanın kullanılacağına karar verirken öncelikle işin içeriği,ne zaman biteceği ve nerede kullanılacağı dikkate alınmalıdır.Her çeşit işte merdiven kullanılabilir ancak bunun yerine öncelikle bir çalışma platformunun (uygun şekilde inşa edilmiş hareketli yapı iskelesi veya hareketli çalışma platformu gibi ) kullanılması daha güvenlidir.Olukların takılması veya çıkarılması, pencerelerin yerleştirilmesi, boyama ve yıkım işleri, iskelelerin veya taşınabilir çalışma platformlarının üzerinde gerçekleştirilmelidir.

İş Güvenliğinde Merdiven Güvenliğinin Püf Noktaları 

Düz Merdiven Kurulumu
  • Her gün kullanım öncesi kontrol edin
  • Sabitleyin
  • Zemin sağlam ve düz olmalıdır.
  • Güvenli bir zemin için maksimum yan eğim 160 derece
  • Güvenli bir zaman için maksimum geri eğim 60 derece
  • Merdiven üst ucu sağlam bir yere dayanmalıdır.( plastik oluklar olmaz)
  • Basılan yerler temiz olmalıdır.
İlginizi Çekebilir:  Kamuda İş Güvenliği ve Uzmanları Ne Kadar Maaş Alır ?
Düz Merdiven Kullanımı
  • Çalışma süresi kısa olmalıdır. (en fazla 30 dakika )
  • Taşınan şeyler hafif olmalıdır.( en fazla 10 kg )
  • Merdiven açısı 75 derece
  • 4’te 1 kuralı (yukarı doğru beher 4 birim için dışa doğru 1 birim) olmalıdır.
  • Tırmanırken her zaman merdivene tutunun.
  • Aşırı uzanmayın emniyet kemeri tokanızın merdiven ayakları arasında kalmasına dikkat edin ve çalışırken iki ayağınızı da hep aynı basamak üzerinde tutun.
  • En üstteki iki basamak üzerinde çalışmayın. Bu kısım elle tutunmak içindir.
Katlanır Merdiven Kurulumu
  • Hergün kullanım öncesi kontrol edin.
  • Tam açılması için yeterli alan olmasını sağlayın.
  • Kilitleme tertibatını kullan.
  • Zemin sağlam ve düz olmalıdır.
  • Basılan yerler temiz olmalıdır.
Katlanır Merdiven Kullanımı
  • Çalışma süresi kısa olmalıdır. ( en fazla 30 dakika )
  • Taşınan şeyler hafif olmalıdır.( en fazla 10 kg )
  • En üstteki iki basamak üzerinde çalışmayın.Bu kısım elle tutunmak içindir.
  • Tırmanırken her zaman merdivene tutunun.
  • Aşırı uzanmayın emniyet kemeri tokanızın merdiven ayakları arasında kalmasına dikkat edin ve çalışırken iki ayağınızıda hep aynı basamak üzerinde tutun.

İş Güvenliğinde İskelelerin Güvenli Kullanılması

Başka bir amaçla kullanmak üzere platform zeminini oluşturan ahşap, saç vb. malzemeler yerinden kaldırılmamalı
tırabzanlar, korkuluklar hareket ettirilmemeli ve bağlantıların yeri değiştirilmemelidir. Değişiklikler mutlaka uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.Tam olarak kurulmamış platformlarda çalışmamalıdır.İskeleler taşıyabilecekleri kapasitenin üzerinde
yüklenmemeli ve üzerine konan yükleri taşıyabilecek şekilde tasarlandıklarından emin olunmalıdır. Çalışma platforma ulaşabilmek için uygun merdiven veya basamakların bulunduğundan emin olunmalıdır.

İskelelerin Kontrolü

İskeleler uzman kişi tarafından ;
* İlk kullanımdan önce ,
* Önemli bir değişiklik olduğunda ,
* İskelenin sağlamlığını etkileyecek herhengi bir olaydan sonra,
* Düzenli periyotlarla kontrol edilmeli ve bir aksaklık bulunduğu taktirde düzeltilmelidir.
– Taşeron gibi işveren sorumluluğuna haiz kişi ve kurumlar,başka bir çalışma alanından temin edilen iskelenin güvenli olduğundan emin olmalıdırlar.

İlginizi Çekebilir:  İşe Giriş Sağlık Raporu

Yüksekte Çalışma Yönetmeliği 2018  linkinden daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

 

 

Devamını oku

OSGB Makaleleri

İş Kazası Bildirimi

Yayınlanma tarihi

-

İş Kazası Bildirimi

İş Kazası Bildirimi

5510 Sayılı SGK Kanununa göre  üzere işyerinde ya da işyeri sınırlarında meydana gelen olaydır. İşletme sınırları içerisinde gerçekleşen iş kazalarının belirlik kurallar çerçevesinde iş kazası bildirimi yapılması gerekmektedir.

SGK İş Kazası Hakkından Hangi Çalışanlar Yararlanmaktadır ?

  • 4a yani ssk kapsamında çalışanlar,
  • 4b yani bağkur kapsamındakiler,
  • Ek 5 tarım sigortası kapsamında isteğe bağlı prim ödeyenler,
  • Tutuklu ve hükümlüler,
  • Mesleki eğitim merkezinde eğitim gören aday çıraklar, meslek liselerinde öğrenim gören öğrencilerden staja tabi tutulanlar, üniversitede okurken staja tabi tutulan öğrenciler,
  • Vazife malulluğu aylığı bağlanıp 4a ssk kapsamında çalışanlar ya da 4/b bağkur kapsamında prim ödeyenler,
  • İŞKUR kursiyerleri.
  • İntörn öğrencileri.

İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır ?

İş kazası bildirimi nasıl yapılır ? – İş kazası girişini diğer ismi ile SGK iş kazası bildirimini, iş kazası oluş tarihinden sonraki 3 iş günü içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na elektronik ortamda ya da manuel ortamda yapılır

Eğer çalışan işverenin kontrolü dışında olan bir yerde SSK iş kazası geçirdiyse ve işveren bu durumu geç öğrendiyse SGK iş kazasi bildirimi işverenin öğrendiği günden sonraki 3 iş günü içerisinde yapılmalıdır.

iş kaza bildirimi süresini hesaplarken sadece iş günlerini hesaba dahil etmeniz gerekir. İş kazası bildirimi sgk’ya yapılacağı süre hesabında tatil günleri dikkate alınmaz. Cumartesi, pazar ve resmi tatil günleri ile bayram günleri iş kazası bildirim süresinden düşmez.

İş kazası girişini belirlenen süre içerisinde elektronik ortamda Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmeniz gerekir. Tabi elektronik ortamda sadece SGK E-Bildirge şifresi sahibi olan ve 4a SSK kapsamında sigortalı çalıştıran işverenler iş kazasi bildirim girişi yapabilir. Diğer sigortalıların ve bağkurluların İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirim yapması gerekir.

İlginizi Çekebilir:  Kamuda İş Güvenliği ve Uzmanları Ne Kadar Maaş Alır ?

İş Kazası Bildirim Süresi

Yukarıda da belirttiğimiz üzere iş kazası bildirim süresi iş kazasının oluş tarihinden itibaren 3 iş günüdür.

Sistem iş kazası girişinde kayıt işlemi başarısız uyarısı veriyorsa ne yapılmalıdır?

İş kazası bildirimi formunu doldurdunuz. Kaydet tuşuna bastınız. Ama kayıt başarısız hatası aldınız. Bunun bir kaç sebebi olabilir;

Eğer çalışan işyerinde yeni işe girdiyse ve henüz aylık prim ve hizmet belgesi gönderilmediyse sistem bu kişiyi işyerinde çalışan olarak görmez ve kaydı tamamlamaz. Bunun için çalışan adına aylık prim ve hizmet belgesi göndermeniz ya da sigortalı hesap fişi girmeniz gerekir. Bu durumda problem çözülür.

İş kazası SGK bildirimi yaparken bilgilerden birini eksik girmiş olabilirsiniz. Bu durumda girdiğiniz bilgileri gözden geçirmeniz gerekir.

SGK sisteminden kaynaklanan bir problem olabilir. Bu durumda süresi içerisinde tekrar denemeniz gerekir.
Yukarıdakileri yapmış olmanıza rağmen hala kayıt yapamadıysanız bu durumda iş kazasI bildirimini manuel yapmaktan başka çareniz kalmıyor. Aksi takdirde işlem cezalı olur ve geç SGK kaza bildiriminden dolayı ceza yersiniz.

İş kazası bildirme hangi SGK’ya yapılır, işyerinin bağlı bulunduğu SGK’ya mı yoksa herhangi bir SGK’ya mı?

Normalde iş kazaları bildirimi işyerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Merkezine yapılması gerekmektedir. Ancak acil durumlarda iş kazası bildirimi süresi içerisinde işkazası bildirimini başka bir Sosyal Güvenlik Merkezi’ne elden verebilirsiniz. Bildirim yaptığınız SGM sgk iş kazasi bildiriminizi ilgili SGM’ye gönderir.

İş Kazası Bildirmeme Cezası

İşveren olarak iş kazası bildirimleri yukarıda belirtilen sürede bildirmemeniz halinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 6331 sayılı Kanun gereği tarafınıza iş kazası bildirmeme cezası uygulanır. 2018 iş kazası bildirmeme cezası tutarı geç bildirim başına asgari olarak 2702,00 TL’dir. Ancak işyerinizin tehlike sınıfı ve çalışan sayısına göre uygulanacak idari para cezası tutarı farklılık gösterebilmektedir. Buna göre 6331 sayılı Kanun gereği iş kazası geç bildiriminden dolayı uygulanacak idari para cezası tutarları şu şekilde olacaktır;

İlginizi Çekebilir:  İlk Yardım Sertifikası

10’dan az çalışanı olan işyerleri için;

Az tehlikeli ise aynı miktarda yani 3092,00 TL olarak uygulanır.
Tehlikeli sınıfta ise %25 arttırılır. Yani 3865 TL uygulanır.
Çok tehlikeli sınıfta ise %50 arttırılır yani 4638,00 TL olarak uygulanır.

10 ile 49 çalışanı olan işyerleri için;

Az tehlikeli ise aynı miktarda yani 3092,00 TL olarak uygulanır.
Tehlikeli sınıfta ise %50 arttırılır yani 4638,00 TL olarak uygulanır.
Çok tehlikeli sınıfta ise %100 arttırılır yani 6184,00 TL olarak uygulanır.

50’den Fazla Çalışanı olan işyerleri için;

Az tehlikeli sınıfta ise %50 arttırılır yani 4638,00 TL olarak uygulanır.
Tehlikeli sınıfta ise %100 arttırılır yani 6184,00 TL olarak uygulanır.
Çok tehlikeli sınıfta ise %200 arttırılır yani 9276,00 TL olarak uygulanır.

İş kazası rapor parası ne kadar?

İş kazasından dolayı geçici iş göremezlik raporu almanız halinde raporlu olduğunuz süre boyunca SGK size günlük olarak ortalama brüt kazancınızın 2/3’ünü öder. Yatarak tedavilerde bu tutar ortalama brüt kazancın 1/2’sidir.İş kazasında SGK raporlu olduğunuz sürenin tamamına ödeme yapar.

İş Kazası Rapor Parası Hesaplama linketen detaylara ulaşabilirsiniz : https://sgkbilgisi.com/is-kazasi-rapor-parasi-hesaplama-2018/

İş kazası sonucu SGK’dan sürekli maaş nasıl alınır?

İş kazası sonucu çalışma gücü kayıp oranınız en az %10 üzerinde geldiyse Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan sürekli olarak gelir alabilirsiniz. Sürekli iş göremezlik geliri adı verilen bu gelir size ömür boyu ödenir. Bu geliri aldığınız süre boyunca çalışmanız halinde gelir kesilmez. Ayrıca bu gelir üzerinden hem siz hemde bakmakla yükümlü olduğunuz eşiniz, çocuklarınız, anne ve babanız da sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanabilir.

Ölümlü İş Kazası Sonucu Geride Kalanlara Maaş Bağlanır mı, Şartları Nelerdir?

İş kazası sonucu vefat eden kişinin hak sahiplerine (eş, çocuk, anne, baba) sürekli iş göremezlik geliri bağlanır. Bu gelir için 1 günlük çalışma bile yeterlidir. Olayın SGK tarafından iş kazası sayılması gelir bağlanması için yeterlidir. Vefat eden kişinin aynı zamanda gün sayısı ölüm aylığı bağlanması için yeterli ise (ssk için 900 gün, bağkur için 1800 gün) hak sahiplerine hem emekli aylığı hem de sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilir

İlginizi Çekebilir:  Diş Hekimliğinde İş Sağlığı ve Güvenliği

SGK İş Kazası Bildirim Formu : https://uyg.sgk.gov.tr/IsvBildirimFormu/welcome.do

 

 

Devamını oku

OSGB Duyuruları

İşe Giriş Sağlık Raporu

Yayınlanma tarihi

-

İşe Giriş Sağlık Raporu

İşe Giriş Sağlık Raporu

Sağlık raporu işe giriş için alınması gereken zorunlu bir belgedir.

Sağlık Raporu Nereden ve Nasıl Alınır ?

Çalışanların işe giriş sağlık raporu 6331 sayılı İş Sağılı ve Güvenliği Yasası gereğince OSGB İşyeri hekimleri tarafından verilmektedir. İlgili hekim gerekli kontrolleri yaptıktan sonra çalışanın işe uygunluğunu değerlendirir. Daha sonra işe giriş periyodik muayene formunu doldurarak çalışmaya elverişlidir onayı verir.

OSGB İşyeri hekimleri; işe giren her işçiye gerekli muayeneleri yapar, poliklinik ve laboratuvar tahlil raporlarını inceler ve işe uygunluklarını onaylar. Yapılan iş türüne göre belirlenen periyotlarda çalışanların periyodik muayenelerini yaparak mesleki maruziyetleri belirler ve işyeri sağlık gözetimlerini yaparlar.

Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfa giren işlerde çalışacak çalışanların işe girişlerinde, işe uygun olduklarının fiziki muayene ve laboratuar tahlillerine dayanılarak hazırlanan OSGB sağlık raporu ile belirlenmesi zorunludur. Bu tip iş kollarında işe giriş sağlık raporu alınmadan işe başlatılması halinde çalışan başına 1350.TL para cezası uygulanmaktadır.

İşin devamı süresince asgari olarak çok tehlikeli işlerde yılda 1, tehlikeli işlerde 3 yılda bir, az tehlikeli işlerde 5 yılda 1 tekrar sağlık raporu ve işyeri hekimi onayı işlemleri tekrarlanmak durumundadır. OSGB İşyeri hekiminin gerekli görmesi halinde ise sağlık raporu işlemleri yasal asgari süre gözetilmeksizin yapılır.

İş İçin Sağlık Raporu Ne Zaman Alınır ?

Anayasanın 6331 sayılı yasasının ” Sağlıklı Gözetin” başlıklı 15. maddesine göre iş verenler işçilerine;
• İşe girdiklerinde
• İş değişikliğinde
• İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaştıktan sonra işe dönüş talebi halinde
• İşin devamı süresince çalışanın ve işin niteliği ile iş yerinin tehlike sınıfına göre bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla yaptıkları işe uygun olup olmadığına dair sağlık raporu almak zorundadırlar.

İlginizi Çekebilir:  Kimya Uygulamalarında İş Sağlığı ve Güvenliği

10’dan Az Çalışana Sahip İşyerleri İçin Sağlık Raporu

Ancak iş için sağlık raporu nasıl alınır konusunda bahsettiklerimiz hakkında istisnai bir durum mevcuttur. Geçtiğimiz sene çıkartılmış olan Torba Yasa ile 10’dan daha az sayıda çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinde de sağlık raporu alınabilmektedir.

Başka bir anlatım ile şayet ondan az sayıda çalışanınız varsa ve örneğin ofis işyeri gibi az tehlikeli sektörlerde faaliyet gösteren bir işyerinde çalışacaksanız sağlık raporu olarak işçinizin aile hekimi veya bir devlet hastanesinden alacağı sağlık raporunu kabul edebilmektesiniz. Ancak özellikle belirtmek gerekirse bu sadece az tehlikeli işyerleri ile ondan az sayıda çalışanı olan işyerleri için geçerlidir. Şayet maden, fabrika gibi tehlikeli veya depoculuk faaliyetleri gibi tehlikeli işlerde çalışan sayınız bir iki kişi bile olsa sağlık raporu işyeri hekiminden alınmak zorundadır.

İş İçin Sağlık Raporu Özel Hastanelerden Alınabilir Mi?

Burada çok sorulan sorulardan bir tanesi de işçiler için alınmak istenen sağlık raporunun özel hastanelerden temin edilip edilemeyeceğidir. Sağlık Bakanlığının 07.05.2004 tarihli 2004/67 sayılı Özel Hastanelerde Sağlık Kurulu Raporu Düzenlenmesi Hakkında Genelgesinde “Özel hastanelerde; usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş olsa bile özürlü sağlık kurulu raporu, vergi muafiyeti raporu, yurt dışı tedavi raporu, maluliyet raporu, özel tertibatlı araç ithali amacıyla alınan raporlar gibi özellikli raporlar verilemez” hükümleri yer almaktadır. Bu sebepten dolayı özel hastaneler veya özel sağlık hizmeti sunucuları işe giriş ve aralıklı sağlık muayeneleri için sağlık raporu veremez. Özel hastanelerden alınan işçi raporları bu madde yüzünden geçersizdir.

İş İçin Alınan Sağlık Raporu Ücretli Midir? Ücreti Ne Kadardır?

Tek Hekim Sağlık Raporu için; Sağlık Bakanlığı Fiyatı 50 TL, Üniversite Fiyatı 75 TL, Sağlık Kurulu Raporu için ise; Sağlık Bakanlığı 200 TL, Üniversite Fiyatı 300 TL ücret alınıyor. Aile hekimlerinden ve işyeri hekimlerinden temin edeceğiniz sağlık raporu ise ücretsiz olarak verilmektedir.
Ne yazıktır ki, iş kazaları ve meslek hastalıklarının tespit edilmesi için bu kadar hayati öneme sahip olan periyodik kontrolleri ne işçilerimiz ne de işverenlerimiz önemsemektedir. İşe giriş için gerekli olan sağlık raporu almak halen bürokratik bir engel ya da zaman kaybı olarak görülmektedir. Sağlık raporu alma işlemini işçiler ikametgah vermek gibi, personel müdürlükleri de evrak toplama işi olarak görmekteler. İşçiler “Bana bir şey olmaz!” mantığı ile hareket etmektedirler. Ancak her sene ülkemizde 2 binin üzerinde ölümlü iş kazası olduğunu unutmamamız gerekmektedir.

İlginizi Çekebilir:  OSGB HİZMETİ NELERDİR ?

İşe giriş sağlık raporu ücreti,İşe giriş sağlık raporu aile hekimi,İşe giriş sağlık raporu örneği,işe giriş sağlık raporu alınacak merkezlerin listesiişe giriş sağlık raporu veren hastaneler

Devamını oku

Trending