Takip Edin

OSGB Haberleri

Covid-19 İş Kazası Sayılacak mı?

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de Yeni Tip Koronavirüs (Covid-19) pandemisi sürecince işyerinde Covid-19 nedenli olarak hayatını kaybeden pek çok çalışan olmuştur. Durum böyle olunca da işyerinde Covid-19’a yakalanan çalışanlar için durumun iş kazası sayılıp sayılmayacağı konusu ciddi tartışmalara yol açmıştır. Bu tartışmalar sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bu konudaki kararını vererek bir genelge yayınlamıştır. 07.05.2020 tarihinde yayınlanan 5852699 esas sayılı genelge ile Covid-19 vakalarının iş kazası sayılmayacağı konusuna açıklık getirilmiştir.

Buna göre; çalışanın işyerinde ya da işyeri dışında Covid-19’a yakalanıp yakalanmadığına bakılmaksızın hiçbir vaka SGK’ya iş kazası olarak bildirilmeyecektir. Ancak Covid-19’a işyerinde maruz kalınmasının iş kazası mı yoksa hastalık olarak mı konumlandırılacağı konusunda tartışmalar devam edecek ve açılan davalar ile ilgili olarak Yargıtay’ın kararları durumu değiştirebilecektir.

Covid-19’un İş Kazası Sayılması İçin İlk Dava

Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren Genel Cerrah Doktor Salih Cenap Çevli’nin ailesi yaşamını yitiren doktor için hastaneye hem maddi hem de manevi tazminat davası açarak, Covid-19’un iş kazası sayılması için ilk adımı atmıştır. Doktor Çevli, hayatını yitirmeden önce sosyal medya hesabı üzerinden “Hala koruyucu giysimiz yok. Alkolden ellerimiz hışır oldu. Bulaşma korkusuyla yemek yiyemez olduk. Evde çocuklarımıza sarılmaya korkuyoruz. Bizi kim koruyacak” şeklinde bir açıklama yapmış ve hayatını yitirmesiyle birlikte ailesi harekete geçmiştir.

Ailenin avukatlığını üstlenen Sosyal Güvenlik Hukuku Uzmanı Dr. Sami Narter, Dr. Çevli’nin Covid-19 sebebi ile hayatını kaybetmesinin iş kazası olduğunun tespiti ve manevi tazminat davası açmıştır.

SGK tarafından yayınlanan genelge nedeniyle, Dr. Çevli’nin hastalığı ve ölümü ile ilgili işvereni tarafından iş kazası veya meslek hastalı bildirimi yapılmamış ve bu yüzden ailesi de sosyal sigorta yardımından faydalanamamıştır.

İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamında açılan davanın kazanılması durumunda Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren diğer çalışanlar ve ailelerinin haklarının verilmesi açısından da emsal teşkil edecektir.

İlginizi Çekebilir:  Türkiye'de İş Kazası İstatistikleri

Devamını oku

OSGB Haberleri

İSG Kanunu’nda 1 Temmuz 2020 Alarmı!

Yayınlanma tarihi

-

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işyerlerinde iş sağlığının ve güvenliğinin sağlanması için işverenlerin ve çalışanların görev, yetki ve sorumlulukları belirlendi. Kanuna göre az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli tüm işyerlerine işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğu getirildi.

Ancak 6331 sayılı İSG Kanununun uygulanması zorunluluğu az tehlikeli sınıfta yer alan ve 50’den az çalışanı bulunan firmalar için 1 Temmuz 2020 tarihine ertelenmiştir. 1 Temmuz 2020 tarihi itibariyle herhangi bir erteleme olmaz ise İSG Kanunu tüm 50 çalışan altındaki az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerini ve hatta kamu kurumlarını da kapsayacaktır. Az tehlikeli kapsamında bulunan işyerlerinde iş güvenliği hizmetleri risk değerlendirilmesi, acil durum eylem planının hazırlanması ve genel iş sağlığı güvenliği eğitimlerini içermektedir.

1 Temmuz 2020 tarihi itibariyle 1 çalışana sahip olan işyerlerinde bile tehlike sınıfı fark etmeksizin işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı hizmeti bulundurulacaktır. Veya Ortak Sağlık Güvenlik merkezlerinden hizmet alma zorunluluğu olacaktır.

1 Temmuz itibari ile Kanunun uygulanması konusunda Efor OSGB ekibi şu ifadeleri aktarmıştır; İş sağlığı ve güvenliğini uyulacak kanuni bir mecburiyetten ziyade çalışanların sağlığını ve güvenliğini sağlayan, kaliteyi ve verimliliği artıran bir YATIRIM olarak görülmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bilimsel olarak kanıtlandığı gibi, gerekli önlemler alınarak iş kazaları %98, meslek hastalıkları ise %100 engellenebilmektedir.

Kanuni bir zorunluluk olmasa Türkiye’de çok az  firma İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili gerekli çalışmayı yapacak bilince sahiptir. Bu nedenle 1 Temmuz 2020 tarihi ile ilgili tekrar erteleme yapılmamasını umuyoruz…

Unutmayalım! KAZALAR TEMENNİ EDEREK DEĞİL TEDBİR ALINARAK ÖNLENİR. ÖNLEMEK ÖDEMEKTEN UCUZDUR.

İlginizi Çekebilir:  İSG KATİP NEDİR ?
Devamını oku

OSGB Haberleri

İSG Biyolojik Risk Etmenleri

Yayınlanma tarihi

-

Biyolojik Risk Etmenleri

İSG Biyolojik Risk Etmenleri

İş Sağlığı ve Güvenliği açısından, özellikle sağlık, tarım ve hayvancılık sektörleri biyolojik risk etmenlerinin çok fazla görülebildiği ortamlardır. Bu çalışmada biyolojik risk etmenlerinin içeriğinden, mevzuatta geçen gruplandırılmasından ve maruz kalındığında sebebiyet vereceği bazı hastalıklardan bahsedilmiştir. Biyolojik risk etmenlerinin maruziyetinden sonra meydana gelebilecek hastalıklara karşı önceden alınacak tedbirlerin önemi vurgulanmıştır.

Çalışma yaşamında biyolojik risk etkenleri denildiğinde akla, herhangi bir enfeksiyona, alerjiye veya zehirlenmeye neden olabilen,  mikroorganizmalar, hücre kültürleri ve insan parazitleri gelir.

Mikroorganizma, Mikroskobik (çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olup ancak mikroskop ile görülebilen) organizmaların genel adıdır. Hücre kültürü, hücrelerin kontrollü şartlar altında yetiştirilmesi sürecidir. Pratikte hücre kültürü terimi, çok hücreli ökaryotlardan özellikle hayvan hücrelerinden kaynaklanan hücrelerin kültürlenmesi için kullanılmaktadır. Antropod ise; dış iskelete parçalı bir gövdeye eşleştirilmiş eklemli uzantılara sahip omurgasız bir hayvandır. Günlük hayatta, insan parazitleri olarak da adlandırılmaktadır.

Bu canlıların kendileri oldukça küçük, etkileri ise aksine oldukça büyük olabilir. Sınıflandırmaları enfeksiyon risk düzeyine göre
dörde ayrılır:
Grup 1 biyolojik etkenler: İnsanda hastalığa yol açma ihtimali bulunmayan biyolojik etkenler.
Grup 2 biyolojik etkenler: İnsanda hastalığa neden olabilen, çalışanlara zarar verebilecek, ancak topluma yayılma olasılığı olmayan, genellikle etkili korunma veya tedavi imkânı bulunan biyolojik etkenler.
Grup 3 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma riski bulunabilen ancak genellikle etkili korunma veya tedavi imkânı olan biyolojik etkenler.

Grup 4 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma riski yüksek olan ancak etkili korunma ve tedavi yöntemi bulunmayan biyolojik etkenler.

Mevzuat

Bazı sektörlerde üretim süreçlerinde biyolojik etkenler kullanılmaktadır. Bazı sektörlerde ise yapılan işin doğası gereği biyolojik etkenler ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 78’inci maddesine dayanılarak, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına giren iş yerlerinde, çalışanların yaptıkları işlerden dolayı biyolojik etkenlere maruz kaldıkları veya maruz kalabilecekleri işlerde uygulanması amacıyla 10.06.2004/ 25488 tarih ve sayıyla Resmî Gazete’de “Biyolojik Etkenlere Maruziyet Riskle-rinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik” yayınlanmıştır. Söz konusu etkenler insana/çevreye topluma az veya çok zarar verebilir. Bu bakımdan, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alındığı tüm şirketlerde ve alanlarda biyolojik risk etmenleri, yetkili uzmanlar veya işyeri yetkilileri tarafından tanımlanabilmelidir.

İlginizi Çekebilir:  2018 İş Kazası İstatistikleri

Biyolojik Risk Etmenlerine Maruz Kalınan Sektörler

Biyolojik Risk etmenleri vücuda solunum yolu, sindirim veya deriden absorpsiyonla, gözlerden, mukoz membran ya da yaralardan (hayvan ısırıkları, iğne batması vb.) girebilir ve insan  sağlığını farklı yollardan, hafif veya ölüme kadar gidebilen alerjik reaksiyonlara ve hastalıklara neden olarak olumsuz yönde etkileyebilirler.

Biyolojik risk etkemlerine maruz kalınabilen sektörler şu şekildedir: Gıda üretim ve işleme. Tarımsal ürün yetiştirme, üretme, paketleme ve depolama. Hayvan bakımı ve sağlığı. Hayvansal ürünleri işleme. Laboratuvar hayvanlarının yetiştirilmesi ve bakımı. Klinik ve veteriner sağlık hizmetleri. Klinik ve araştırma laboratuvarları. Günlük ve kişisel bakım merkezleri Atıkların işlenmesi, toplanması ve yok edilmesi.

Biyolojik risk etmenlerine maruziyet sonucu, maruz kalınan risk etmeni enfeksiyon risk grubuna ve maruziyet süresine de bağlı olarak çalışanlarda ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Bu iş kollarında çalışanlar ve biyolojik risk etmenlerine maruz kalanlarda oluşabilecek hastalıklara örnek verecek olursak:

Hastane çalışanları: HIV, HepatitB, Herpesvirüs, Rubellave Tbc. Tarım sektöründe çalışanlar: Kronik Bronşit, astım, hipersensitif pnömoni, organik toz sendromu, KO-AH, konjunktivit, rinit, alerjik dermatit. Atık işlenmesi, toplanmasında görev alanlar: Hepatit B, alerjik dermatit vb.

İş sağlığı ve güvenliği kültürünün uygulandığı sektörlerde; biyolojik risk etmenlerinin bulunduğu ve/veya oluşması muhtemel olduğu durumlarda öncelikle genel önlemlerin alınması gereklidir. Periyodik taramalarla duyarlı kişilerin saptanması, çalışırken uyulacak kuralların belirlenmesi, personel eğitimi, laboratuvar mimari yapılarının işlevlerine uygunluğunun sağlanması, uygun dezenfeksiyon önlemleri ve aşılanma uygulanabilecek genel önlemlere örnektir.

Genel önlemler alındıktan sonra sektör konusuna ve yapılan iş/üretilen ürüne uygun spesifik uygulamaların gerçekleştirilmesi gereklidir. Bunun dışında, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından biyolojik riskler ve korunma yöntemleri ile ilgili örnek dokümanlar hazırlanması, sektör çalışanlarına ve yetkililerine faydalı bir rehber olabilir ve çalışanların farkındalığı arttırılabilir. Ayrıca, Türkiye’de meslek hastalıkları vakalarının tümü kayıtlara geçirilmemektedir. Oysa meslek hastalıkları konusundaki doğru verilerin tespit edilmesi, çalışanların hastalıklara yakalanmasını önleyecek ve hayatlarının kurtarılmasını sağlayacaktır. Bu sebeple Türkiye’de iş sağlığı ve iş güvenliği verilerinin toplanması ve kullanılmasının iyileştirilmesi için farklı yöntemler geliştirilmedir.

İlginizi Çekebilir:  İSG Kanunu’nda 1 Temmuz 2020 Alarmı!

 

Devamını oku

OSGB Haberleri

2019 İş Kazası İstatistikleri

Yayınlanma tarihi

-

2019 İş Kazası İstatistikleri

İSİG meclisi tarafından hazırlanan 2019 iş kazası istatistikleri çarpıcı sonuçları göz önüne seriyor. İSİG meclisinin yayınladığı rapora göre Nisan ayında 145 iş kazası gerçekleşmiştir.

2019 yılının Nisan ayında gerçekleşen iş kazalarından  2’si çocuk, 7’si kadın ve 10’u göçmen

İSİG Meclisi araştırmaların yüzde 76’sını yerel ve ulusal basın kaynaklarından, %24’ünü ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş sağlığı güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve sendikalardan edindikleri bilgilerden oluşturmuştur. Tespit ettikleri bilgilerde Nisan ayında en az 145 işçi iş kazası sonucu hayatını kaybetti. Düzenlenen raporda meslek hastalığı sebebiyle gerçekleşen 2 ölümle iş kazası bulunmaktadır. Oysa ILO ve WHO verilerine göre 1 “iş kazası sonucu ölüm” karşılığında yaklaşık 6 “meslek hastalığı sonucu ölüm” olmaktadır.

  • İSİG mesclisi aynı zamanda 2019 yılı Şubat ve Mart ayına ait yeni ölümlü iş kazası bilgilerinin ellerine ulaşttıklarını belirtti. Bu durumda; Ocak ayında en az 159, Şubat ayında en az 127, Mart ayında en az 114 işçi ve Nisan ayında en az 145 işçi olmak üzere; Türkiye’de 2019 yılının ilk dört ayında en az 545 işçi iş kazasında yaşamını yitirdi.
  • 145 emekçinin 129’u ücretli (işçi ve memur), 16’sı kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor
  • Ölenlerin 7’si kadın işçi, 138’i erkek işçi. Kadın işçi kazaları tarım, tekstil, eğitim ve sağlık iş kollarında gerçekleşti
  • İki çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi kazalarının tarım işkolunda gerçekleşti
  • 10 mülteci/göçmen işçi yaşamını yitirdi. Mülteci/göçmen işçilerin 5’i Suriyeli, 2’si Afganistanlı, 1’i Çek, 1’i Gürcistanlı ve 1’i Özbekistanlı.
  • Ölümler en çok inşaat, tarım, taşımacılık, ticaret/büro, metal, belediye/genel işler, konaklama/eğlence, madencilik, tekstil ve sağlık iş kollarında gerçekleşti. Bu ay tarımda ölenlerin en az yüzde 46’sı ücretli. Yüzde 54’ünü oluşturan çiftçi ölümlerinin ise bir kısmının başkasının tarlasını işleme ya da çobanlık vasıtasıyla ücretli olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmekle beraber net olarak bir oran veremiyoruz.
  • En fazla ölüm nedeni trafik/servis kazası, ezilme/göçük, yüksekten düşme ve kalp krizi
  • Nisan’da Türkiye’nin 48 şehrinde ve yurtdışında beş ülkede iş kazalarının gerçekleştiğini tespit ettik. En çok iş kazalarının Antalya, Bursa, İzmir, İstanbul, Gaziantep, Ankara, Manisa, Sakarya, Kocaeli, Konya, Şanlıurfa ve Tekirdağ’da yaşandı.
  • Ölenlerin 2’si (yüzde 1,37) sendikalı işçi, 143 işçi ise (yüzde 98,63) sendikasız. Diğer yandan ölen başka sendikalı işçiler de olabilir. Ancak kâğıt üzerinde olan sendikal üyeliklerinin gerçek bir örgütlülük olmaması ve birçok sendikanın ölen üyelerini sahiplenmemesi sonucu net bir bilgi verme şansımız olmadığını da belirtelim. Bu durum özellikle kamu çalışanı/memur sendikaları açısından daha da tespit edemediğimiz bir husus.
İlginizi Çekebilir:  2018 İş Kazası İstatistikleri

2019 İş Kazası İstatistikleri

2019/ Nisan ayında iş kazaların yaşamını yitiren 145 işçiyi saygıyla anıyoruz.

Kaynak : http://www.guvenlicalisma.org/

 

Devamını oku

Trending